<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>BuHaberde - Tarafsız ve Güncel Haber Platformu</title>
    <link>https://www.buhaberde.com</link>
    <description>Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, gündem, teknoloji, ekonomi, spor ve yaşam içerikleri BuHaberde’de. Güncel gelişmeleri anında takip edin.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.buhaberde.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 08 Jun 2026 06:49:43 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[ASCO 2026'da umut veren gelişme... Pankreas kanserinde yeni tedavi yaşamı iki katına çıkarıyor]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/asco-2026da-umut-veren-gelisme-pankreas-kanserinde-yeni-tedavi-yasami-iki-katina-cikariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/asco-2026da-umut-veren-gelisme-pankreas-kanserinde-yeni-tedavi-yasami-iki-katina-cikariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ASCO Yıllık Kongresi 2026'de sunulan çalışmada, daraxonrasib adlı yeni ilacın metastatik pankreas kanserinde yaşam süresini kemoterapiye kıyasla yaklaşık iki katına çıkardığı ve ölüm riskini yüzde 60 azalttığı açıklandı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>ABD'nin Chicago kentinde düzenlenen ASCO Yıllık Kongresi 2026'nde paylaşılan klinik çalışma, pankreas kanseri tedavisinde önemli bir gelişmeye işaret etti.</p> <p>Çalışmada, KRAS ve benzeri RAS mutasyonlarını hedefleyen daraxonrasib adlı yeni ilaç, standart kemoterapi ile karşılaştırıldı. Yaklaşık 500 metastatik pankreas kanseri hastasının dahil edildiği araştırmada, daha önce en az bir tedavi almış hastalar değerlendirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, daraxonrasib kullanan hastalarda ortalama yaşam süresinin 13,2 ay, kemoterapi alanlarda ise 6,7 ay olarak ölçüldüğünü belirtti. Çalışmada ayrıca yeni ilacın ölüm riskini yaklaşık yüzde 60 oranında azalttığı kaydedildi.</p> <p>Pankreas kanserlerinin yüzde 90'ından fazlasında görülen RAS mutasyonları, yıllardır bilim insanlarının hedefinde olmasına rağmen etkili şekilde kontrol altına alınamadığını ifade eden Prof. Dr. Yıldırım, 'Çünkü bu mutasyonların yapısı nedeniyle uzun yıllar boyunca 'hedeflenemez' olduğu düşünülüyordu. RASolute 302 çalışmasında değerlendirilen daraxonrasib ise tüm RAS mutasyonlarını hedefleyebilen ilk ilaçlardan biri olarak öne çıkıyor. Bu yeni ilaç, kanser hücrelerinin büyüme sinyallerini baskılamayı amaçlıyor' dedi.</p> <p>Elde edilen sonuçların her hasta için kesin bir tedavi anlamına gelmediğini ancak özellikle genetik özelliklere göre kişiselleştirilmiş tedavilerin önünü açabileceğini belirten Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, kanserde genetik testlerin önemine dikkat çekti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/asco-2026da-umut-veren-gelisme-pankreas-kanserinde-yeni-tedavi-yasami-iki-katina-cikariyor</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 18:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/06/asco-2026da-umut-veren-gelisme-pankreas-kanserinde-yeni-tedavi-yasami-iki-katina-cikariyor.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="82947"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Obezite ve tütün kullanımı artıyor, fiziksel aktivite düşüşte!]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/obezite-ve-tutun-kullanimi-artiyor-fiziksel-aktivite-dususte</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/obezite-ve-tutun-kullanimi-artiyor-fiziksel-aktivite-dususte" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TÜİK'in açıkladığı 2025 yılı Türkiye Sağlık Araştırması sonuçlarına göre obezite oranı artarken, her gün tütün kullananların oranı da yükseldi. Fiziksel aktivite düzeyinin ise oldukça düşük olduğu ve büyük bir kesimin önerilen seviyede egzersiz yapmadığı görüldü.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>TÜİK tarafından açıklanan 2025 yılı Türkiye Sağlık Araştırması sonuçları, toplum sağlığına ilişkin çarpıcı veriler ortaya koydu. Söz konusu veriler toplumda obezite, hareketsizlik ve tütün kullanımının önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini gösterdi.</p> <p>Buna göre, boy ve kilo değerleri üzerinden hesaplanan vücut kütle indeksi sonuçlarında 15 yaş ve üzeri bireylerde obezite oranı 2022 yılında yüzde 20,2 iken 2025 yılında yüzde 21,8'e yükseldi. Cinsiyet bazında incelendiğinde 2025 yılında kadınların yüzde 24,8'inin obez, erkeklerin ise yüzde 18,7'sinin obez olduğu belirlendi.</p> <p><img height='228' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/06/07/screenshot-2026-06-07-at-18-13-30-turkiye-saglik-arastirmasi-2025-1780845279-639-x750.png' width='750' /></p> <p>Araştırmada fiziksel aktivite düzeyinin düşük olması dikkat çekti. 15 yaş ve üzeri bireylerin yüzde 86,6'sının fiziksel aktivite yapmadığı tespit edilirken, Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği haftada en az 150 dakika egzersiz yapanların oranı erkeklerde yüzde 4,1, kadınlarda ise yüzde 2,7'de kaldı.</p> <p>Sağlık verileri ayrıca günlük yaşamda işlevsel zorluklara da işaret etti. Merdiven inip çıkarken zorlananların oranı kadınlarda yüzde 8,3, erkeklerde yüzde 3,7 olarak kaydedildi. Yürüme ve hatırlama gibi alanlarda da kadınların erkeklere kıyasla daha fazla zorluk yaşadığı görüldü.</p> <p>Çocuklarda ise en sık görülen hastalıkların üst solunum yolu enfeksiyonları olduğu belirlendi. 0-6 yaş grubunda bu oran yüzde 28,5 olurken, 7-14 yaş grubunda yüzde 24,6 ile ilk sırada yer aldı.</p> <p><img height='547' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/06/07/screenshot-2026-06-07-at-18-13-58-turkiye-saglik-arastirmasi-2025-1780845273-556-x750.png' width='750' /></p> <p>Kronik hastalıklarda bel bölgesi problemleri öne çıkarken, 15 yaş ve üzeri bireylerde bu oran yüzde 24,3 olarak hesaplandı. Bunu hipertansiyon (yüzde 16,9), boyun bölgesi problemleri (yüzde 16,7), diyabet (yüzde 11,9) ve yüksek kan yağları (yüzde 10,1) izledi.</p> <p>Tütün ve alkol kullanımına ilişkin veriler de dikkat çekti. Her gün tütün kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı 2025 yılında yüzde 30,1'e yükselirken, erkeklerde bu oran yüzde 42,9, kadınlarda ise yüzde 17,5 olarak kaydedildi. Son 12 ayda alkol kullananların oranı ise yüzde 12,6 oldu.</p> <p><img class='' height='417' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/06/07/screenshot-2026-06-07-at-18-14-18-turkiye-saglik-arastirmasi-2025-1780845292-453-x750.png' width='750' /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Koruyucu sağlık hizmetlerine katılımda ise düşük oranlar göze çarptı. 40 yaş ve üzeri kadınlarda son bir yılda mamografi çektirenlerin oranı yüzde 16,7 olurken, kadınların yüzde 59'unun hiç smear testi yaptırmadığı belirlendi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/obezite-ve-tutun-kullanimi-artiyor-fiziksel-aktivite-dususte</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 18:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/06/obezite-ve-tutun-kullanimi-artiyor-fiziksel-aktivite-dususte.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="14971"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadınlar için sağlık semineri]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/kadinlar-icin-saglik-semineri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/kadinlar-icin-saglik-semineri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi 28 Mayıs Uluslararası Kadın Sağlığı Hareketi Günü kapsamında, kadınların sağlık konusunda bilinç düzeylerini artırmak ve koruyucu sağlık hizmetlerine erişim konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla 'Kadın Sağlığına Bütüncül Yaklaşım' semineri düzenlendi.</p><p>TEKİRDAĞ (İGFA) - Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından Muratlı Gençlik Merkezi Konferans Salonu'nda düzenlenen seminerde, kadın sağlığına ilişkin farklı konular alanında uzman isimler tarafından ele alındı. Etkinliğe katılan kadınlar; erken teşhis, düzenli sağlık kontrolleri, kanser taramaları ve HPV farkındalığı gibi başlıklarda bilgilendirilerek koruyucu sağlık hizmetlerine yönelik farkındalık kazandı.</p> <p><strong>KADIN SAĞLIĞINDA ERKEN TEŞHİS FARKINDALIĞI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Seminer kapsamında Prof. Dr. Sibel Özkan Gürdal, 'Meme Sağlığı Senin Elinde' başlıklı sunumuyla katılımcılarla bir araya geldi. Gürdal, meme kanserinde erken teşhisin hayat kurtarıcı rolüne dikkat çekerek, düzenli muayene ve taramaların önemini anlattı. Kadınların kendi bedenlerini tanımalarının ve olası riskleri erken fark etmelerinin tedavi sürecindeki başarı oranını önemli ölçüde artırdığını vurgulayan Prof. Dr. Gürdal, katılımcıların sorularını da yanıtladı.</p> <p><strong>HPV FARKINDALIĞI VE ERKEN TANI VURGUSU</strong></p> <p>Etkinliğin bir diğer konuşmacısı Op. Dr. Kevser Arkan ise 'Kadın Sağlığında Sessiz Riskler ve HPV Farkındalığı' konulu sunum gerçekleştirdi. Op. Dr. Arkan, kadın sağlığını tehdit eden ancak çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen sağlık sorunlarına dikkat çekerek, HPV virüsü, korunma yöntemleri, düzenli kontroller ve erken tanının önemi hakkında bilgi verdi.</p> <p>Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, kadınların sağlık okuryazarlığını artırmak, erken teşhis bilincini güçlendirmek ve koruyucu sağlık hizmetlerine erişim konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla önümüzdeki dönemde de bilgilendirme seminerleri ve farkındalık çalışmalarına devam edecek.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/kadinlar-icin-saglik-semineri</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/06/kadinlar-icin-saglik-semineri.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="99894"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dokuz Eylül'de organ naklinde yeni dönem]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/dokuz-eylulde-organ-naklinde-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/dokuz-eylulde-organ-naklinde-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, ABD'de Prof. Dr. Ahmet Gürakar'ı ziyaret etti. Görüşmede, DEÜ Organ Nakli Merkezi'nin geliştirilmesi, akademik iş birlikleri, ortak bilimsel çalışmalar ve uzmanlık eğitimi süreçleri ele alındı.</p><p><strong>İZMİR (İGFA) - </strong>Dünyanın önde gelen sağlık kurumları arasında gösterilen Johns Hopkins Üniversitesi'nde gerçekleştirilen görüşmede; Dokuz Eylül Üniversitesi Organ Nakli Uygulama ve Araştırma Merkezinin büyütülmesi ve uluslararası ölçekte daha güçlü bir yapıya kavuşturulmasına yönelik akademik iş birlikleri, uzmanlık eğitimi süreçleri ve ortak bilimsel çalışmalar ele alındı.</p> <p>Organ nakli ve hepatoloji alanında uluslararası düzeyde önemli çalışmalara imza atan Prof. Dr. Ahmet Gürakar'ın, Dokuz Eylül Üniversitesinin organ nakli alanındaki mevcut birikiminin daha ileri taşınmasına yönelik süreçlerde akademik rehberlik desteği sunması konusunda değerlendirmelerde bulunuldu.</p> <p>Görüşmede ayrıca; Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesinde görev yapan araştırmacıların, uzmanlık öğrencilerinin ve genç hekimlerin Johns Hopkins Üniversitesi'nde eğitim ve akademik çalışma yürütmelerine yönelik planlamalar da ele alındı. Rektör Prof. Dr. Bayram Yılmaz'ın destekleriyle, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Nilay Danış'ın geçtiğimiz yıl Johns Hopkins Üniversitesi'nde Prof. Dr. Ahmet Gürakar'ın ekibinde bir yıl süreyle fellow olarak görev yapması, iki kurum arasındaki akademik iş birliğinin somut örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.</p> <p><img height='562' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/06/05/rektor-yilmazdan-johns-hopkins-temasi-deu-organ-naklinde-yeni-donem-2-1780659745-527-x750.jpeg' width='750' /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><strong>'ORGAN NAKLİNDE ULUSLARARASI GÜCÜMÜZÜ ARTIRACAĞIZ'</strong></p> <p>Rektör Prof. Dr. Bayram Yılmaz, sağlık alanında dünyanın saygın merkezlerinde görev yapan Türk bilim insanlarıyla kurulan akademik ilişkilerin büyük önem taşıdığını belirterek, uluslararası bilgi ve deneyim paylaşımının Türkiye'deki bilimsel kapasitenin gelişimine önemli katkılar sunduğunu ifade etti.</p> <p>Dokuz Eylül Üniversitesinin özellikle sağlık bilimleri alanında nitelikli insan kaynağı yetiştirmeye, uluslararası akademik ağları güçlendirmeye ve bilimsel üretim kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğünü kaydeden Rektör Yılmaz, Organ Nakli Uygulama ve Araştırma Merkezini daha güçlü bir yapıya kavuşturmayı hedeflediklerini belirtti. Bu kapsamda yürütülen uluslararası akademik temasların yalnızca bilimsel iş birlikleri açısından değil, Türkiye'de organ nakli alanındaki sağlık hizmetlerinin gelişimi açısından da önemli katkılar sunacağını ifade eden Rektör Yılmaz, dünyanın saygın merkezlerinde görev yapan Türk bilim insanlarıyla kurulan bağların stratejik değer taşıdığını vurguladı.</p> <p>Hatırlanacağı gibi Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesinde görev yapan Prof. Dr. Ahmet Gürakar; karaciğer nakli, hepatoloji, viral hepatitler ve ileri karaciğer hastalıkları alanlarında yürüttüğü çalışmalarla uluslararası düzeyde tanınan bilim insanları arasında yer alıyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/dokuz-eylulde-organ-naklinde-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/06/dokuz-eylulde-organ-naklinde-yeni-donem.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="96150"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kene ve arı sokmalarına dikkat!]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/kene-ve-ari-sokmalarina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/kene-ve-ari-sokmalarina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan kene ve arı sokmalarına karşı vatandaşları uyaran Dr. Ayhan Ak, kırsal alanlar, parklar ve piknik bölgelerinde alınacak basit tedbirlerin önemli sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini belirterek, şüpheli durumda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulmasını tavsiye etti.</p><p><strong>SAKARYA (İGFA) - </strong>Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi hekimlerinden Dr. Ayhan Ak, yaz aylarında artan kene ve arı sokmalarına karşı önemli uyarılarda bulundu.</p> <p>Kenenin tek başına zehirli olmadığını belirten Ak, 'Kene, beslendiği hayvan ya da insandan enfekte ve bulaşıcı hastalıkları alarak insanlara taşıyabilir. Bu nedenle özellikle otluk alanlarda ve kırsal bölgelerde dikkatli olunmalıdır' dedi.</p> <p><img height='499' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/06/05/dr-ayhan-ak-1780655091-380-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>AÇIK RENKLİ KIYAFETLER TERCİH EDİLMELİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Kene riskine karşı alınabilecek önlemlere değinen Ak, 'Piknik, yürüyüş veya kırsal alan ziyaretlerinde açık renkli kıyafetler tercih edilmeli, pantolon paçaları çorapların içine sokulmalıdır. Beyaz, krem, bej ve açık mavi gibi renkler kenenin daha kolay fark edilmesini sağlar. Eve dönüldüğünde mutlaka vücut kontrolü yapılmalıdır' ifadelerini kullandı.</p> <p>Kene tutunmasının ardından kızarıklık, şişlik ve ödem gibi belirtilerin görülebileceğini ifade eden Ak, 'Bu belirtiler ortaya çıktıktan sonra kişi yaklaşık 10 gün boyunca kendisini gözlemlemelidir. Vatandaşlarımız paniğe kapılarak keneyi kendileri çıkarmaya çalışmamalı, en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır' dedi.</p> <p><strong>ÇOCUKLAR VE YAŞLILAR DAHA DİKKATLİ OLMALI</strong></p> <p>Özellikle çocukların kene tutunmasını çoğu zaman fark edemeyebileceğini belirten Ak, 'Bu nedenle ailelerin açık alanlardan dönen çocuklarını mutlaka kontrol etmeleri gerekiyor. Kene, saç dipleri, kulak arkası, koltuk altı ve bacak bölgelerine tutunabiliyor. Alerjik yapıya sahip bireyler ve yaşlılar biraz daha hassas olmalı. Şüpheli bir durumda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulmasını tavsiye ediyoruz' dedi.</p> <p><strong>ARI SOKMALARI DA RİSK OLUŞTURUYOR</strong></p> <p>Yaz aylarında sık karşılaşılan bir diğer riskin arı sokmaları olduğunu belirten Ak, 'Bal arısı iğnesini bıraktığı için bir cımbız yardımıyla çıkarabiliriz. Bölgeyi sabunlu ılık suyla yıkadıktan sonra soğuk kompres uygulayabiliriz. Özellikle ağız ve dil bölgesindeki şişliklerden çekiniyoruz. Eşek arısı sokmaları daha şiddetli reaksiyonlara neden olabilir. Solunum güçlüğü, yutma problemi veya ağız içerisinde şişlik oluşması halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır' dedi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/kene-ve-ari-sokmalarina-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 13:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/06/kene-ve-ari-sokmalarina-dikkat.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="63020"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uykusuzluk modern çağın yaygınlaşan sorunu... Uykusuzluğa karşı 5 etkili önlem]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/uykusuzluk-modern-cagin-yayginlasan-sorunu-uykusuzluga-karsi-5-etkili-onlem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/uykusuzluk-modern-cagin-yayginlasan-sorunu-uykusuzluga-karsi-5-etkili-onlem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, horlama ve uyku apnesi gibi burun ve boğaz kaynaklı sorunların kaliteli uykuyu engelleyebileceğini ve ciddi sağlık riskleri doğurabileceğini söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Modern yaşamın getirdiği stres, kaygı ve ekran kullanımının artmasıyla birlikte uyku problemleri giderek yaygınlaşıyor. Ancak uzmanlar, uykusuzluğun yalnızca psikolojik nedenlerle değil, kulak burun boğaz kaynaklı sağlık sorunlarıyla da ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor.</p> <p>Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, 'Sabah yorgun uyanıyorum, gece sık sık uyanıyorum veya hiç uyumamış gibi hissediyorum' diyen kişilerin mutlaka KBB uzmanına başvurması gerektiğini belirtti. Tatlıpınar, horlama, burun tıkanıklığı, geniz eti, bademcik büyümesi ve uyku sırasında nefes durması gibi durumların uyku kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü ifade etti. Özellikle 'uyku apnesi'ne dikkat çeken Tatlıpınar, bu hastalıkta kişinin gece boyunca farkında olmadan defalarca nefessiz kalabildiğini söyledi. Uyku apnesinin; sabah yorgunluğu, gün içinde uyuklama, dikkat dağınıklığı ve unutkanlık gibi sorunlara yol açabileceğini aktardı.</p> <p><img class='' height='945' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/06/01/1780293702-prof-dr-arzu-tatl-p-nar-1780326246-852-x750.jpeg' width='750' /></p> <p>Burun eğriliği, alerjik tıkanıklık ve damak yapısındaki sorunların hava yolunu daraltarak uyku sırasında nefes almayı zorlaştırabildiği belirtilirken, tedavi edilmeyen uyku apnesinin yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, diyabet, depresyon ve felç riskini artırabileceği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Çocuklarda da görülebilen uyku bozukluklarının geniz eti ve bademcik büyümesine bağlı olarak horlama, ağız açık uyuma ve huzursuz uykuya yol açabileceği ifade edildi. Uzmanlar, bu durumun dikkat eksikliği ve öğrenme güçlüğü gibi sorunlara neden olabileceğini belirterek aileleri uyardı.</p> <p><strong>UYKUSUZLUĞA KARŞI 5 ETKİLİ ÖNLEM!</strong></p> <p>Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar sağlıklı, kaliteli ve yeterli uykunun hem ruhsal hem de fiziksel açıdan son derece önemli olduğunu vurgulayarak, uykusuzluğa karşı 5 etkili önlemi şöyle sıralıyor;</p> <ul> <li>Sabah yorgun uyanıyor, gün içinde uyukluyorsanız mutlaka sağlık kontrolünüzü yaptırın.</li> <li>Burun tıkanıklığı, ağız açık uyuma, geniz eti, bademcik ve burun eğriliği şikayetlerini önemseyin ve mutlaka tedavi olun. </li> <li>Yatmadan önce telefon, tablet ve televizyon kullanımını azaltın.</li> <li>Her gün aynı saatlerde uyuyup uyanmaya özen gösterin.</li> <li>Akşam saatlerinde kahve, çay ve ağır yemek tüketiminden kaçının.</li> </ul></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/uykusuzluk-modern-cagin-yayginlasan-sorunu-uykusuzluga-karsi-5-etkili-onlem</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/06/uykusuzluk-modern-cagin-yayginlasan-sorunu-uykusuzluga-karsi-5-etkili-onlem.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="12112"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gaziantep Büyükşehir'den ayak sağlığına özel çözüm]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/gaziantep-buyuksehirden-ayak-sagligina-ozel-cozum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/gaziantep-buyuksehirden-ayak-sagligina-ozel-cozum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Buğday Tanesi Protez Ortez Yapım ve Uygulama Merkezi'ne bağlı Ayak Sağlığı ve Tabanlık Üretim Merkezi, kişiye özel tabanlık üretimiyle ayak sağlığını destekleyerek ortopedik sorunları bulunan vatandaşların günlük yaşam konforunu artırıyor.</p><p><strong>GAZİANTEP (İGFA) - </strong>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı kapsamında sağlık alanındaki destek hizmetlerine bir yenisini daha ekleyerek ayak sağlığına yönelik kişiye özel çözümler sunuyor. Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Buğday Tanesi Protez Ortez Yapım ve Uygulama Merkezi'ne bağlı Ayak Sağlığı ve Tabanlık Üretim Merkezi, ortopedik rahatsızlıkları bulunan bireylerin yaşam kalitesini artırmayı hedefliyor.</p> <p>Merkezde, engelli bireyler başta olmak üzere ayak ağrısı, duruş bozukluğu ve yürüyüş problemi yaşayan vatandaşlara yönelik kişiye özel ortopedik tabanlık üretimi yapılıyor. Ayak yapısına uygun olarak hazırlanan tabanlıklarla doğru basınç dağılımının sağlanması, vücut hizasının desteklenmesi ve duruş bozukluklarının azaltılması amaçlanıyor.</p> <p><strong>İLERİ TEKNOLOJİYLE DETAYLI AYAK ANALİZİ YAPILIYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Merkeze başvuran vatandaşlar, ortopedik değerlendirme için randevu alarak uzman fizyoterapistler ve ortopedik teknikerler eşliğinde ön muayeneden geçiriliyor. Bu süreçte kişinin ayak yapısı, basış şekli ve hareket analizi ayrıntılı biçimde inceleniyor.</p> <p>Bilgisayarlı ayak tarama sistemlerinin kullanıldığı değerlendirmelerde, ayağın yük dağılımı, basınç noktaları ve biyomekanik özellikleri tespit ediliyor. Dinamik basınç analizi, statik analiz ve üç boyutlu tarama teknolojisiyle elde edilen veriler doğrultusunda kişiye özel tabanlık tasarımı hazırlanıyor.</p> <p><img class='' height='499' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/06/01/gaziantep-buyuksehir-ayak-sagligi-icin-kisiye-ozel-cozum-sunuyor-7-1780310945-578-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>HER AYAK YAPISINA UYGUN TABANLIK ÜRETİLİYOR</strong></p> <p>Tabanlık tasarımında bireyin mevcut ayak deformiteleri ile düztabanlık, yüksek kavis, topuk dikeni ve diyabetik ayak gibi özel durumları dikkate alınıyor. Bu doğrultuda en uygun malzeme ve form belirlenerek üretim süreci başlatılıyor.</p> <p>Üretimde esnek, dayanıklı ve hafif malzemeler tercih edilirken, EVA, silikon jel ve karbon fiber gibi farklı ihtiyaçlara cevap veren materyaller kullanılıyor. CNC kesim makineleri ile el işçiliğinin birlikte yürütüldüğü üretim sürecinde, bireyin ayak yapısına en uygun tabanlıkların hazırlanması hedefleniyor.</p> <p>Üretimi tamamlanan tabanlıklar, deneme süreci için yeniden merkezde değerlendiriliyor. İlk kullanım aşamasında oluşabilecek uyum sorunları uzmanlar tarafından incelenerek gerekli düzenlemeler yapılıyor. Tabanlığın ayağa tam uyum sağlamasının ardından kullanım süreci başlatılıyor.</p> <p>Tabanlık kullanımından sonra bireyin herhangi bir rahatsızlık hissedip hissetmediği de takip edilirken, gerektiğinde yeni düzeltmeler uygulanıyor. Uzmanlar, tabanlıkların belirli aralıklarla kontrol edilmesini ve kullanım süresine bağlı olarak yenilenmesini öneriyor.</p> <p><strong>HEDEF, YAŞAM KALİTESİNİ ARTIRMAK</strong></p> <p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin öncü sağlık hizmetleri arasında yer alan merkez, vatandaşlara modern ve erişilebilir çözümler sunmayı amaçlıyor. Ayak sağlığı ve tabanlık üretimi alanında uzmanlaşan birim aracılığıyla, hareket kabiliyetinin desteklenmesi ve günlük yaşam konforunun artırılması hedefleniyor. Özellikle engelli bireyler ile ortopedik rahatsızlıkları bulunan vatandaşlara uygun maliyetli hizmet sunan merkez, bireylerin ihtiyaçlarına yönelik profesyonel çözümler geliştirerek sağlıklı yaşamın desteklenmesine katkı sağlıyor.</p> <p>Ayak tabanlığı üretiminden sorumlu uzman Muhammet Hasan Sert, ayak sağlığına önem verdiklerini belirterek, 'Hastalarımız, gün içinde ayakta kaldıkları sürece taban ağrısı, topuk ağrısı veya ön metatars ağrısı yaşadıkları için bize başvuruyor. Biz de burada önce analiz yapıyoruz, ardından kişiye özel ölçümler alıyoruz' dedi.</p> <p>Alınan ölçüler doğrultusunda bilgisayar ortamında modelleme yaptıklarını anlatan Sert, 'Modelleme işlemleri tamamlandıktan sonra CNC cihazımızda kişiye özel tabanlık üretiliyor. Daha sonra bunu hastalarımıza uyguluyoruz. Süreç bu şekilde ilerliyor' diye konuştu. Hastaların takip sürecinin de düzenli şekilde yürütüldüğünü belirten Sert, 'Tabanlık uygulandıktan sonra hastalarımızı 3 ayda bir ya da 6 ayda bir tekrar çağırıyoruz. Yeniden ölçümler alıyoruz. Hastanın durumunda ilerleme olup olmadığını bu kontrollerde gözlemleyebiliyoruz' ifadelerini kullandı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/gaziantep-buyuksehirden-ayak-sagligina-ozel-cozum</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 13:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/06/gaziantep-buyuksehirden-ayak-sagligina-ozel-cozum.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="79449"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Köksal'dan yaz tatili öncesi kritik uyarı]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/prof-dr-koksaldan-yaz-tatili-oncesi-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/prof-dr-koksaldan-yaz-tatili-oncesi-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle 50 yaş üstü, tansiyon ve kalp hastalığı riski taşıyan kişiler sıcak havuz, sauna ve hamam kullanımında hayati risk altında olabileceğine dikkati çeken Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal, uzun süre yüksek ısıya maruz kalmanın ciddi sonuçlara yol açabileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte termal havuzlar, spa merkezleri, hamam ve saunalar yeniden yoğun ilgi görmeye başladı.</p> <p>Ancak uzmanlar, özellikle kalp ve damar hastalıkları açısından risk taşıyan bireyler için yüksek ısılı ortamların ciddi sağlık tehditleri oluşturabileceğine dikkat çekiyor.</p> <p>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal, yüksek sıcaklığa uzun süre maruz kalmanın kalbin çalışma yükünü dramatik biçimde artırdığını belirterek özellikle ileri yaş grubunda kalp krizi riskinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.</p> <p>Hamam, sauna ve yüksek sıcaklıktaki termal havuzlarda tüm vücuttaki damarlar genişliyor ve buna bağlı olarak tansiyonun düştüğüne vurgu yapan Dr. Köksal, terleme ile kaybedilen sıvı da tabloyu daha riskli hale getirdiğini belirterek, 'Düşen tansiyonu dengelemek için kalbin çok daha hızlı ve güçlü çalışmak zorunda kalıyor. Bu durum 'aşırı eforla koşmaya' benzetilebilir. Özellikle, 50 yaş üstü kişiler, yüksek tansiyon hastaları, aşırı kilolu bireyler, kolesterol ve kan yağları yüksek olanlar, ailesinde kalp krizi öyküsü bulunanlar, sigara ve tütün kullananlar için sauna ve hamam kullanımının ciddi risk taşıyor' diye konuştu.</p> <p>Prof. Dr. Köksal, kalp hastalığı açısından risk grubunda yer alan kişilere yüksek ısıdaki sauna, hamam ve banyoları kesinlikle önermediklerini ifade etti.</p> <p><strong>TERMAL HAVUZLARDAKİ GİZLİ TEHLİKE: ASTIM VE AKCİĞER ÖDEMİ</strong></p> <p>Yüksek sıcaklığın yalnızca kalbi değil solunum sistemini de tehdit ettiğini belirten Prof. Dr. Köksal, özellikle klorlu havuzlar ve yoğun su buharının astım hastaları için ciddi risk oluşturduğunu söyledi.Termal havuzlarda oluşan yoğun buharın akciğerlerdeki hava keseciklerinde birikerek nefes almayı zorlaştırabileceğini ifade eden Köksal, bu durumun ani astım ataklarını ve akciğer ödemini tetikleyebileceğini belirtti.<br /> Özellikle;astım hastaları, KOAH hastaları ve kalp yetmezliği bulunan kişiler ani nefes darlığı ve solunum sıkıntısı yaşayabiliyor. Dr. Köksal, bu belirtilerin ciddiye alınmaması halinde ölümcül sonuçların ortaya çıkabileceği konusunda uyarıyor.</p> <p>Prof. Dr. Cengiz Köksal, yaz aylarında sauna, hamam ve termal havuz kullanacak kişilere önerilerini şöyle sıraladı:</p> <p>• Sauna ve hamam süresini 10-15 dakikayla sınırlayın<br /> • İşlem öncesi ve sonrası bol su tüketin<br /> • Aç ya da aşırı tok şekilde sıcak ortama girmeyin<br /> • Kalp, tansiyon ve solunum hastalığınız varsa doktora danışmadan termal havuz kullanmayın<br /> • Baş dönmesi, çarpıntı, nefes darlığı veya göğüs ağrısı hissederseniz ortamı hemen terk edin</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/prof-dr-koksaldan-yaz-tatili-oncesi-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 13:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/06/prof-dr-koksaldan-yaz-tatili-oncesi-kritik-uyari.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="53780"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir Büyükşehir'den sağlığa ikinci gönüllü merkez]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/izmir-buyuksehirden-sagliga-ikinci-gonullu-merkez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/izmir-buyuksehirden-sagliga-ikinci-gonullu-merkez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir'de Konak Center'da yer alan İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi'nde (İZSEM) açtığı Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi'nde ücretsiz ve anonim olarak HIV, Hepatit C, Hepatit B ve sifiliz (frengi) test hizmeti veren İzmir Büyükşehir Belediyesi, aynı hizmeti Küçük Çiğli'de bulunan İZSEM bünyesinde de yürütecek.</p><p><strong>İZMİR (İGFA) - </strong>İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi sayısını ikiye çıkardı. İlki İZSEM Konak Center'da faaliyete geçen merkezin ikincisi İZSEM Küçük Çiğli'de çalışmalarına başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Merkezlerde ücretsiz ve anonim şekilde HIV, Hepatit C, Hepatit B ve sifiliz (frengi) testleri yapılıyor.</p> <p>Gizlilik esasıyla çalışan merkezde, danışanların kimlik bilgileri alınmıyor ve herhangi bir sosyal güvence de aranmıyor. Parmak ucundan alınan bir damla kan ile yapılan testin sonucu, yaklaşık 20 dakika içinde kişiye bildiriliyor. İlk tanı testi sonucuna göre pozitif şüphesi duyulan hasta, hastanelere yönlendiriliyor.</p> <p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı ile Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında yürütülen çalışma, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar hakkında danışmanlık hizmetini de kapsıyor. Uzman sağlık personelinin verdiği danışmanlık hizmeti, testi yaptıran kişilerin sorularını yanıtlayarak erken teşhis ve tedavi sürecine destek oluyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/izmir-buyuksehirden-sagliga-ikinci-gonullu-merkez</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/06/izmir-buyuksehirden-sagliga-ikinci-gonullu-merkez.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="71200"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk göz hekimleri 4 günde 70 canlı göz ameliyatı yapacak]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/turk-goz-hekimleri-4-gunde-70-canli-goz-ameliyati-yapacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/turk-goz-hekimleri-4-gunde-70-canli-goz-ameliyati-yapacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Oftalmoloji Derneği'nin dünya çapındaki Canlı Cerrahi Sempozyumu'nda 4 günde 70 göz ameliyatı yapılacak</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Türkiye'deki göz hekimlerini temsil eden Türk Oftalmoloji Derneği (TOD), mesleki eğitim ve bilimsel paylaşım faaliyetleri kapsamında düzenlediği Canlı Cerrahi Sempozyumu'nun 10'uncusunu 11-14 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirecek.</p> <p>TOD Genel Başkanı Kıvanç Güngör, etkinliğin göz hastalıkları alanında dünya çapında benzeri olmayan bir organizasyon olduğunu belirterek, dört gün boyunca farklı branşlarda canlı cerrahi uygulamalarının gerçekleştirileceğini söyledi.</p> <p><strong>70 AMELİYAT CANLI YAYINLANACAK</strong></p> <p>Sempozyum kapsamında glokom, katarakt ve refraktif cerrahi, kornea ve oküler yüzey, okülofasyal cerrahi, pediyatrik oftalmoloji, şaşılık ve vitreoretinal cerrahi alanlarında yaklaşık 70 ameliyat yapılacak. Ameliyatlar, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi ameliyathanelerinden canlı olarak yayınlanacak ve görüntüler eş zamanlı şekilde JW Marriott Hotel Ankara Kongre Merkezi'ndeki katılımcılara aktarılacak.</p> <p>Bu yıl ilk kez uygulanacak program kapsamında sempozyumun ilk gününde üç farklı cerrahi birim eş zamanlı operasyon gerçekleştirecek. Böylece katılımcılar farklı cerrahi teknikleri aynı anda izleme ve karşılaştırma imkânı bulacak.</p> <p><img height='612' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/05/28/1779360802-k-van-gungor-6-1779948382-469-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>2 BİNDEN FAZLA HEKİM TAKİP EDECEK</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Prof. Dr. Güngör, etkinliğin dört gün boyunca Türkiye'den ve dünyanın farklı ülkelerinden 2 binden fazla göz hekimi tarafından fiziksel ve çevrim içi olarak takip edilmesinin beklendiğini ifade etti. Canlı cerrahi yayınlarının yanı sıra düzenlenecek bilimsel oturumlarda vakaların uzman hekimler tarafından değerlendirileceğini belirten Güngör, katılımcıların soru ve görüşleriyle sürece aktif şekilde katkı sunabileceğini söyledi.</p> <p>Hatırlanacağı gibi geçtiğimiz yıl Ankara'da düzenlenen sempozyumun yoğun ilgi gördüğünü hatırlatan Güngör, etkinlikte 70 göz cerrahının canlı ameliyat gerçekleştirdiğini, organizasyonun 42 farklı ülkeden bini aşkın yabancı göz hekimi tarafından takip edildiğini belirterek bu yıl da yaklaşık 70 hastanın ameliyat edilmesinin planlandığını söyledi. Canlı yayın kalitesi, teknik altyapısı ve gerçekleştirilen ameliyatların çeşitliliğiyle sempozyumun uluslararası ölçekte dikkat çektiğini vurgulayan Güngör, organizasyonun her geçen yıl daha fazla yabancı katılımcı çektiğini söyledi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/turk-goz-hekimleri-4-gunde-70-canli-goz-ameliyati-yapacak</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 17:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/05/turk-goz-hekimleri-4-gunde-70-canli-goz-ameliyati-yapacak.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="32163"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadınlarda MS daha erken yaşta başlıyor]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/kadinlarda-ms-daha-erken-yasta-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/kadinlarda-ms-daha-erken-yasta-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MS (Multiple Skleroz) hastalığının bağışıklık sisteminin sinir sistemine saldırması sonucu ortaya çıkan kronik bir hastalık olduğunu belirten uzmanlar, en sık belirtiler arasında duyusal şikâyetler, güç kaybı ve görme bozuklukları yer aldığını söylüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><strong>İSTANBUL (İGFA) -</strong> Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, 30 Mayıs Dünya MS Günü kapsamında MS hastalığının nedenleri, belirtileri, risk faktörleri, genetik ve çevresel etkileri ile tedavi yaklaşımları hakkında açıklamalarda bulundu.</p> <p>Multiple Skleroz'un (MS), bağışıklık ya da bedenimizin savunma sisteminin sinir sistemini (beyin, omurilik) zedelemesi ve onu yabancı kabul ederek saldırması ile ortaya çıkan bir hastalık olduğunu dile getiren Prof. Dr. Sultan Tarlacı, 'Normalde sinir sitemimiz, bağışıklık sisteminden uzakta, adeta saklı bir ortamdadır. Ancak, sebebini tam olarak anlayamadığımız nedenlerle, baştan ve kontrolden çıkan bağışıklık sistemimiz, kendi sinir sistemine saldırır ve hasarlar oluşturur.' dedi.</p> <p>Hasarların yerleşimine göre şikâyet ve bulguların da değişken olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarlacı, 'Hastalığın en sık başlangıç belirtisi duyusal-hisle ilgili şikâyetlerdir. Genellikle, eli ayağı hissetmeme şeklinde değil de uyuşma-karıncalanma-keçelenme tarzında olur. Duyusal belirtiler, anlık izlenen belirtiler olarak hastaların yüzde 50-70'inde ortaya çıkar.' şeklinde konuştu.</p> <p><strong>MS'TE GÖRÜLEN EN SIK BELİRTİLER DUYUSAL ŞİKÂYETLER, GÜÇ KAYBI VE GÖRME SORUNLARI!</strong></p> <p><img height='422' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/05/31/1779456281-sultan-tarlac-1780233200-636-x750.jpeg' width='750' /></p> <p>Duyusal belirtilere açıklık getiren Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şunları kaydetti:</p> <p>'Uyuşma, karıncalanma, iğnelenme, his azalması, gerilme, uyuşturulmuşluk hissi, kum üzerinde yürüme hissi, kaşınma, yanma, elektriklenme, yüze ani vuran elektrik çarpması, boyundan sırta ve ayaklara ani elektrik çarpması şeklinde olabilir. Duyusal şikâyetlerin ardından en sık, güç (motor) kayıpları ile kendini gösterir. Kuvvet ya da güç sorunları ile ilgili belirtiler, başlangıçta hastaların yüzde 32-40'ında görülmesine karşın, yıllar içerisinde hastaların yüzde 60 kadarı değişik ağırlıklarda güç kayıplarına maruz kalır. Bu doğrudan bir uzuvda kuvvet kaybı şeklinde olabileceği gibi, 'ağırlaşma', 'sertleşme', 'direnç gösterme' veya 'ağrı' şeklinde de olabilir. Bu tür belirtiler sıklıkla bacaklarda başlar. Üçüncü sırada ise, görme kayıpları ya da bozuklukları gelir. Bu durum, hastaların yüzde 15-20'sinde başlangıç belirtisidir.'</p> <p>Pek çok çalışmada MS'in başlangıç yaşının 29-32 arası olduğunun görüldüğüne işaret eden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, 'Kadınlarda, en sık ortaya çıktığı yaş erkeklere göre 5 yıl daha erkendir.' dedi.</p> <p>Bu arada MS'in tedavi edilebilir olup olmadığına açıklık getiren Prof. Dr. Sultan Tarlacı, daha önce de tanımladığı üzere, atak geçirdiği anlaşılan bir hastada uygulanan en etkili tedavi şekli kortizon olduğuna vurgu yaptı. 'Kortizon tedavisi MS ataklarında 1970 yıllarında kullanılmaya başlanmıştır ve atakların kutsal ilacıdır' diyen Prof. Dr. Tarlacı, 'Atakların bir kısmı kortizona çok iyi yanıt verip, atak öncesi duruma dönmeyi sağlayabilir. Yararlı etkisi ilk bir kaç günde ve haftada ortaya çıkar. Belli tipte MS tanısı almış hastaların, ataklarının sıklığını, şiddetini ya da atak olduğunda bıraktığı hasarları azaltmak için kullanılan tedavilerdir. 1993 yılında, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), MS'in seyrini değiştirebilecek ilk ilaç olan interferon beta-1b'ye onay verdi. Bunun ardından 'koruyucu ilaç' dönemi başladı. Bu ilaçların özelliği, sadece atak olduğunda değil, atak olsun olmasın sürekli kullanımlarıdır. Bu ilaçların önemli bir kısmı bedendeki savunma/bağışıklık sistemi üzerinden düzenleyici etki ederek hastalığın saldırganlığını ve de atakları engeller. Bahsedilen tedavilere 'tamamlayıcı tedavi' denilebilecek bir tedaviyi daha ekleyebiliriz. Bu tedavi diyet, bitkisel tedaviler, günlük yaşam düzeninde değişiklikler, egzersizler (yoga, gevşeme egzersizleri) olarak belirtilebilir' diye konuştu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/kadinlarda-ms-daha-erken-yasta-basliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 16:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/05/kadinlarda-ms-daha-erken-yasta-basliyor.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="12711"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sigara bırakma hizmetlerinden milyonlarca kişi yararlanıyor... Sigara bırakmada yüzde 112 artış]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/sigara-birakma-hizmetlerinden-milyonlarca-kisi-yararlaniyor-sigara-birakmada-yuzde-112-artis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/sigara-birakma-hizmetlerinden-milyonlarca-kisi-yararlaniyor-sigara-birakmada-yuzde-112-artis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, Dünya Tütünsüz Günü kapsamında yaptığı paylaşımda tütünsüz yaşam çağrısında bulunurken, sigara bırakma hizmetlerinden yararlanan kişi sayısına ilişkin güncel verileri paylaştı.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda vatandaşları sigarayı bırakmaya davet ederek, 'Bugün bir karar, yarın bir ömürlük hayat. Tütünsüz bir yaşam mümkün' çağrısında bulundu. Paylaşımda, sigarayı bırakmak için atılan her adımın daha sağlıklı bir geleceğin başlangıcı olduğuna vurgu yapılırken, Türkiye genelinde yürütülen sigara bırakma hizmetlerine ilişkin dikkat çekici veriler de kamuoyuyla paylaşıldı.</p> <p> <p>Buna göre, ülke genelindeki bin 501 sigara bırakma polikliniğinde bugüne kadar toplam 4 milyon 65 bin 970 muayene gerçekleştirildi. Vatandaşlara 7 gün 24 saat hizmet veren Alo 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı'nda ise bugüne kadar 6 milyon 79 bin 160 çağrı yanıtlandı.</p> </p> <p><img height='937' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/05/31/hjo6qt3xyammkqb-1780232800-665-x750.jpeg' width='750' /></p> <p>Alo 171 hattı aracılığıyla 2025 yılında 420 bin 651 vatandaşa destek ve rehberlik hizmeti sunulurken, 2026 yılının ilk dört ayında bu sayı 143 bin 534 olarak kaydedildi.</p> <p><strong>TÜTÜNLE MÜCADELEDE SAHADA YOĞUN ÇALIŞMA</strong></p> <p>Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, tütünle mücadele kapsamında sahada yürütülen faaliyetlere de dikkat çekti. Paylaşılan infografikte, Tütünle Mücadele Timleri ve mobil poliklinikler aracılığıyla bugüne kadar 832 bin 873 vatandaşa hizmet verildiği belirtildi.</p> <p><iframe allowfullscreen='' frameborder='0' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/rt4AKunSuy8' width='640'></iframe></p> <p>Ayrıca 2026 yılında sigara bırakma polikliniklerine başvuran hasta sayısında bir önceki döneme göre yüzde 112 artış yaşandığı, yılın ilk dört ayında ise başvurularda yüzde 53,7 oranında yükseliş kaydedildiği ifade edildi. Yetkililer, sigaradan uzak ve sağlıklı bir yaşam hedefleyen vatandaşların Alo 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı'nı arayarak veya kendilerine en yakın Sağlıklı Hayat Merkezi'ne başvurarak ücretsiz destek alabileceklerini hatırlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><img height='937' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/05/31/hjo6qtzwoaavfek-1780232878-632-x750.jpeg' width='750' /></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/sigara-birakma-hizmetlerinden-milyonlarca-kisi-yararlaniyor-sigara-birakmada-yuzde-112-artis</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 16:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/05/sigara-birakma-hizmetlerinden-milyonlarca-kisi-yararlaniyor-sigara-birakmada-yuzde-112-artis.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="72720"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Süt, sağlıklı büyümenin en doğal destekçisi]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/sut-saglikli-buyumenin-en-dogal-destekcisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/sut-saglikli-buyumenin-en-dogal-destekcisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Süt, besleyici içeriği ve sağlığa katkısıyla doğumdan itibaren her yaşta tüketilmesi gereken temel gıdalar arasında yer alıyor. Türkiye'nin köklü süt ve süt ürünleri markalarından Teksüt, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla sütün sağlıklı yaşam açısından önemine dikkat çekti. 70 yıldır güvenle sofralara ulaştırdığı ürünlerle nesillerin gelişimine eşlik ettiğini vurguladı.</p><p>İSTANBUL (İGFA) - Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Arda Aksaray, sütün yaşamın her döneminde düzenli olarak tüketilmesi gereken en değerli besin kaynaklarından biri olduğunu belirterek 1 Haziran Dünya Süt Günü'nü kutladı. Sağlıklı bir toplumun temelinde dengeli ve yeterli beslenmenin yer aldığını ifade eden Aksaray, 'Süt; protein, kalsiyum, vitamin ve mineraller açısından çok zengin bir besin kaynağı. Çocukların büyüme ve gelişiminden yetişkinlerin sağlıklı yaşamına kadar her yaşta önemli bir role sahip. Fiziksel ve zihinsel gelişimin desteklenmesi için düzenli süt tüketimi büyük önem taşıyor' dedi.</p> <p>Bu yıl 70'inci kuruluş yılını kutlayan Teksüt'ün, nesillerdir sofralarda yer aldığını vurgulayan Aksaray, '70 yıldır süt ve süt ürünleri alanındaki deneyimimizle tüketicilerimize güvenilir ve kaliteli ürünler sunuyoruz. Sütün bereketini ve doğallığını sofralara taşırken, sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz' diye konuştu.</p> <p><strong>Süt kültürü nesilden nesile aktarılıyor</strong></p> <p>Sütün yoğurt, ayran, peynir, kaymak ve tereyağı gibi birçok ürüne dönüşen büyük bir yolculuğa sahip olduğunu belirten Aksaray, 'Anadolu mutfağında süt ve süt ürünleri çok önemli bir yere sahip. Kahvaltıdan ana öğünlere, tatlılardan geleneksel lezzetlere kadar hayatımızın her alanında süt ürünlerini görüyoruz. Bu güçlü kültür, yüzyıllardır nesilden nesile aktarılıyor' ifadelerini kullandı.</p> <p><strong> Günde 2 bardak süt öneriliyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Karbonhidrat, protein ve yağ içeriğiyle enerji sağlayan süt, özellikle içerdiği kalsiyum sayesinde kemik sağlığının korunmasına katkı sağlıyor. Çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimi için gerekli olan protein, kalsiyum, fosfor ile B2, B6, B1 ve A vitaminleri de süt aracılığıyla alınabiliyor. Uzmanlar, çocukluk döneminden itibaren düzenli süt tüketiminin sağlıklı yaşamın temel taşlarından biri olduğuna dikkat çekerken, Sağlık Bakanlığı'nın Türkiye Beslenme Rehberi'nde, çocukların ve gençlerin her gün düzenli olarak 2 ila 4 porsiyon süt ve süt ürünü tüketmesinin sağlıklı büyüme ve gelişim açısından önemli olduğu vurgulanıyor.</p> <p>Teksüt'ün sade ve meyve aromalı süt çeşitleri ise çocukların süt tüketimini desteklerken, içerdiği yüksek protein ve kalsiyum oranlarıyla öne çıkıyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/sut-saglikli-buyumenin-en-dogal-destekcisi</guid>
      <pubDate>Fri, 29 May 2026 09:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/05/sut-saglikli-buyumenin-en-dogal-destekcisi.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="61292"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın 'göz'ü Türkiye'nin üzerinde]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/dunyanin-gozu-turkiyenin-uzerinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/dunyanin-gozu-turkiyenin-uzerinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Oftalmoloji Derneği tarafından düzenlenen ve Ankara Bilkent Şehir Hastanesi iş birliği ile gerçekleşen 10'uncu Canlı Cerrahi Sempozyumu, 11 - 14 Haziran 2026 tarihleri arasında Ankara'da yapılacak. Sempozyum kapsamında göz hekimlerinin T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde 4 gün boyunca yapacağı ameliyatlar canlı yayınla diğer göz doktorlarının bulunduğu konferans salonuna aktarılacak.</p><p>ANKARA (İGFA) - Türkiye'deki göz doktorlarını temsil eden tek dernek olan Türk Oftalmoloji Derneği, Türkiye'deki göz hekimlerinin mesleki gelişimlerini sağlamak amacıyla dünya standartları kalitesinde etkinlik ve eğitim organizasyonları düzenlemeyi sürdürüyor. Canlı Cerrahi Sempozyumu, Türk Oftalmoloji Derneği'nin her yıl düzenlediği Ulusal Kongre'den sonra en önemli ve en çok ilgi gören toplantısı haline geldi. Göz doktorlarının bilgi birikimi ve tecrübelerini paylaşmalarına imkan sağlayan sempozyum kapsamında 70 farklı göz ameliyatı yapılacak ve ameliyatlar yüksek çözünürlükte canlı yayınla konferans salonundaki dev ekrana yansıtılarak salondaki hekimlerin izlemesi sağlanacak. </p> <p><strong>Türk Oftalmoloji Derneği'nden dünya çapında canlı cerrahi organizasyonu</strong></p> <p><strong>Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Kıvanç Güngör</strong>, 'Bu yıl 10'uncusunu düzenlediğimiz ve taşıdığı özellikler nedeniyle dünya çapında tek olan TOD Canlı Cerrahi Sempoyumu 11-14 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek. Farklı dallarda 4 gün süren bir Canlı Cerrahi Sempozyumu göz hastalıkları alanında başka bir ülkede yok. Glokom, Katarakt ve Refraksiyon, Kornea ve Oküler Yüzey, Okülofasyal, Pediyatrik Oftalmoloji ve Şaşılık, Vitreoretinal cerrahi birimlerinin katkılarıyla <strong>T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi</strong> ameliyathanelerinde gerçekleştirilecek canlı cerrahi uygulamaları internet üzerinden <strong>JW Marriott Otel ve Kongre Merkezi toplantı salonuna </strong>aktarılacak. Bu yıl canlı cerrahi sempozyumu kapsamında ilk kez uygulanacak olan programın 1. gününde, tek bir gün içerisinde üç ayrı birimin eş zamanlı olarak ameliyat gerçekleştireceği akışın katılımcılara farklı cerrahi yaklaşımları karşılaştırmalı olarak izleme ve değerlendirme fırsatı sunacak' dedi. </p> <p><strong>Sempozyumu dünyanın dört bir yanından göz hekimi takip ediyor</strong></p> <p>Prof. Dr. Kıvanç Güngör , sempozyuma 4 gün boyunca ülkemizden ve dünyanın dört bir yanından fiziksel ve çevrimiçi olarak 2000'den fazla göz hekiminin takip edeceğini belirterek şöyle devam etti. 'Deneyimli ve alanında uzman cerrahlar tarafından gerçekleştirilecek canlı cerrahi uygulamaları, katılımcılara farklı tekniklerin ve güncel yaklaşımların doğrudan izlenebileceği nitelikli bir eğitim ortamı sağlayacak. Bu süreçte eş zamanlı olarak oteldeki sempozyum salonunda düzenlenecek tartışma oturumlarında, deneyimli meslektaşlarımızın katkılarıyla olgular kapsamlı şekilde değerlendirilecek; katılımcılar da aktif katılım göstererek soru, yorum ve deneyimlerini paylaşma fırsatı elde edeceklerdir. Bilimsel programın bir diğer önemli bileşeni olarak, endüstri destekli cerrahiler ve uydu sempozyumlarda güncel teknolojiler, yenilikçi uygulamalar ve klinik pratiğe yansıyan gelişmeler ele alınacak; böylece katılımcılara hem teorik hem de uygulamaya dönük bütüncül bir bakış açısı sunulacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><img height='612' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/05/28/1779360802-k-van-gungor-6-1779948382-469-x750.jpeg' width='750' /></p> <p>Geçtiğimiz yılda yine Ankara'da düzenlediğimiz sempozyum büyük ilgi gördü. Sempozyumda 4 gün boyunca 70 göz cerrah canlı ameliyat gerçekleştirdi. Yurt içinden bin, yurtdışında 42 ülkeden binin üzerinde yabancı göz hekimi tarafından takip edilen ameliyatlarda 250 sağlık personeli görev aldı. Bu ameliyatların içinde oldukça zor ve nadir yapılan ameliyatlar vardı ve hastalarımız sağlıklarına kavuştular. Bu yıl yine TC. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde yaklaşık 70 hastamızı ameliyat etmeyi planlıyoruz. Ameliyatlarla ilgili planlamalarımız ve hasta seçimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor.' diye konuştu.</p> <p><strong>Dünyaya örnek oluyoruz </strong></p> <p>Prof. Dr. Kıvanç Güngör hem teknik özellikleri, hem canlı yayın kalitesi, hem de yapılan ameliyatların zorluk ve çeşitlilik derecesi gibi pek çok öne çıkan özellikleriyle dünya standartlarında bir Canlı Cerrahi Sempozyumu düzenlemeyi planladıklarını sözlerine ekleyerek şöyle konuştu: 'TOD Canlı Cerrahi Sempozyumu yoğun emek harcayarak düzenlediğimiz bir etkinlik. Canlı cerrahi uygulamaları için hastanelerini tahsis eden T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi idarecilerine, hocalarımıza, meslektaşlarımıza, hemşire, teknisyen ve personeline; TOD birimleri aktif üyesi olarak cerrahi yapan ve katılan tüm göz hekimi meslektaşlarımın her birine teşekkür ediyorum. Baştan sona dünya standartlarında bir sempozyum olması için çalışıyoruz. Etkinliğimiz hem yurtiçinden hem de yurtdışından her yıl büyük ilgi görüyor. Her geçen yıl yurtdışı katılımın arttığı sempozyumumuzda simültane tercümede yer alıyor. Katılımcılar sadece cerrahi seyretmekle kalmayıp alanında uzman hocaların katıldığı tartışmaları da izleyip sorularına yanıt alabiliyorlar.'</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/dunyanin-gozu-turkiyenin-uzerinde</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 09:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/05/dunyanin-gozu-turkiyenin-uzerinde.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="38055"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tansiyonu tetikleyen 14 beklenmedik faktör]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/tansiyonu-tetikleyen-14-beklenmedik-faktor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/tansiyonu-tetikleyen-14-beklenmedik-faktor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Modern yaşamın yoğun temposu, stres ve kötü beslenme hipertansiyonu tetikleyen başlıca nedenler arasında yer alıyor. Uzmanlar, bu nedenlerin hiçbiri yoksa ve tansiyon yine de yükseliyorsa altında daha alışılmadık nedenler olabileceğine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, hipertansiyonun yalnızca tuz tüketimiyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirterek, günlük yaşamda fark edilmeyen birçok etkenin tansiyonu yükseltebileceğini söyledi.</p> <p>Nevrez Koylan, özellikle tansiyon hastalarına ilk önerilen adımlardan birinin tuz tüketiminin azaltılması olduğunu ancak hipertansiyonun çok daha geniş bir nedenler yelpazesine sahip bulunduğunu ifade etti. Prof. Dr. Koylan, stres, kaygı ve öfke gibi duygusal durumların yanı sıra günlük yaşam alışkanlıklarının da tansiyon üzerinde doğrudan etkili olabileceğini belirtti.</p> <p>Uzman isim, uzun süre yüksek seyreden tansiyon değerlerinin mutlaka hekim kontrolünde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p> <p><img height='767' src='https://www.igfhaber.com/static/2024/07/24/1721806800-asm-nevrezkoylan-gorseli-1721828860-378-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>TANSİYONU YÜKSELTEN 14 BEKLENMEDİK FAKTÖR</strong></p> <p>Prof. Dr. Koylan, hipertansiyon üzerinde etkili olabilecek bazı alışılmadık faktörleri şöyle sıraladı:</p> <ul> <li>Yalnızlık hissi</li> <li>'Beyaz önlük sendromu' (doktor ortamında tansiyon yükselmesi)</li> <li>Tuvalet ihtiyacını uzun süre ertelemek</li> <li>Duygusal ve stresli konuşmalar</li> <li>Susuzluk</li> <li>Aşırı şeker tüketimi</li> <li>Bitkisel takviyeler (ginkgo, ginseng, guarana vb.)</li> <li>Uyku apnesi</li> <li>Tiroid hastalıkları</li> <li>Doğum kontrol ilaçları</li> <li>Antidepresan kullanımı</li> <li>Ağrı kesici ilaçlar</li> <li>Potasyum eksikliği</li> <li>Ağrı ve ani fiziksel rahatsızlıklar</li> <li>'Sadece tuz değil, bütün yaşam tarzı önemli'</li> </ul> <p>Koylan, özellikle işlenmiş şekerlerin, bazı ilaçların ve uyku bozukluklarının da tansiyon üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceğini belirterek, 'Tansiyon yalnızca tuzla açıklanamaz. Yaşam tarzı, stres yönetimi ve genel sağlık durumu birlikte değerlendirilmelidir' dedi. </p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/tansiyonu-tetikleyen-14-beklenmedik-faktor</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/05/tansiyonu-tetikleyen-14-beklenmedik-faktor.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="26347"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeni kesilen et hemen tüketilmemeli]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/yeni-kesilen-et-hemen-tuketilmemeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/yeni-kesilen-et-hemen-tuketilmemeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı öncesinde dengeli beslenme, porsiyon kontrolü ve sağlıklı tüketim alışkanlıklarına yönelik önemli bilgilendirmelerde bulunan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi diyetisyeni Buse Haldız, 'Yeni kesilen etin hemen tüketilmesi sindirim problemlerine yol açabilir. Bu sebeple etin buzdolabında 12 ila 24 saat arasında dinlendirilmesi gerekiyor' dedi.</p><p><strong>KOCAELİ (İGFA) - </strong>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, sağlıklı yaşam farkındalığını artırmak amacıyla Anne Şehir Merkezleri aracılığıyla vatandaşlara rehberlik etmeye devam ediyor.</p> <p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Anne Şehir Merkezleri'nde görev yapan diyetisyen Buse Haldız, Kurban Bayramı'nda artan tatlı ve et tüketimi için öğün dengeleme ve tüketim miktarı konularında vatandaşlara önerilerde bulundu.</p> <p>Diyetisyen Haldız, 'Yeni kesilen etin hemen tüketilmesi sindirim problemlerine yol açabilir. Kesim sonrası kas yapısının sert olmasından kaynaklı bu durum hazımsızlık, şişkinlik ve mide rahatsızlıklarına neden olabilir. Bunun için en sağlıklı yöntem, etin buzdolabında 12 ila 24 saat dinlendirilmesi. Bu süreçle et daha yumuşak ve sindirilebilir hale gelir' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><strong>KAVURMA TÜKETİMİNE DİKKAT</strong></p> <p>Bayram sabahlarının vazgeçilmezi olan kavurmanın kontrollü tüketilmesi gerektiğini belirten Haldız, küçük porsiyonların tercih edilmesini önerdi. Kavurmanın yanında domates, salatalık, roka ve maydanoz gibi sebzelerin tüketilmesinin sindirimi desteklediğini ifade eden Haldız, günün diğer öğünlerinde daha hafif beslenmenin önemli olduğunu da kaydetti.</p> <p>Diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalığı bulunan bireylerin bayram boyunca daha dikkatli beslenmesi gerektiğini vurgulayan Haldız, özellikle aşırı et, tuz ve şerbetli tatlı tüketiminden kaçınılması gerektiğini belirtti. Şeker hastalarının öğün atlamaması gerektiğini ifade eden Haldız, hipertansiyon hastaları için az tuzlu pişirme yöntemlerinin tercih edilmesini önerdi.</p> <p>Bayram döneminde çocuklar ve yaşlıların beslenme açısından daha hassas olduğunu belirten Haldız, çocuklarda aşırı şeker tüketiminin sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Yaşlı bireylerde ise hazımsızlık, tansiyon yükselmesi ve kan şekeri dalgalanmalarının sık görüldüğünü belirten Haldız, ağır ve yağlı yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini ifade etti.</p> <p><strong>EN SAĞLIKLI PİŞİRME YÖNTEMLERİNİ AÇIKLADI</strong></p> <p>Et pişirme yöntemleri hakkında da bilgi veren Haldız, 'En sağlıklı pişirme yöntemi haşlamadır. Etin kendi suyuyla pişmesi sağlanır. Ekstra yağ gerektirmez, sindirimi kolaydır. Daha sonra fırında pişirme ve ızgara gelir. Kızartma ve aşırı yağda pişirme, yüksek ısıda istemediğimiz pişirme yöntemleridir' diyerek, vatandaşlara daha kolay sindirilebilir önerilerde bulundu.</p> <p>Kurban Bayramı'nda kırmızı et tüketiminin arttığını hatırlatan Haldız,'Etin yanında sebze ve lifli gıdaların tüketilmesi hem sindirim sistemi hem de genel sağlık açısından oldukça önemlidir. Özellikle Kurban Bayramı gibi kırmızı et tüketiminin arttığı dönemlerde öğünlerin mutlaka sebzelerle dengelenmesi gerekir. Lifli besinler midenin boşalmasını yavaşlatır, daha uzun süre tokluk yapar, kolesterol dengesine ise katkı sağlar' dedi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/yeni-kesilen-et-hemen-tuketilmemeli</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/05/yeni-kesilen-et-hemen-tuketilmemeli.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="74303"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban etlerinin taşınmasında yanlışlar sorunlara neden olabilir... Bayramda omurga sağlığına dikkat!]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/kurban-etlerinin-tasinmasinda-yanlislar-sorunlara-neden-olabilir-bayramda-omurga-sagligina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/kurban-etlerinin-tasinmasinda-yanlislar-sorunlara-neden-olabilir-bayramda-omurga-sagligina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doç. Dr. Ahmet İnanır, Kurban Bayramı'nda ağır kaldırma ve kontrolsüz hareketlerin bel, boyun, diz ve omurga sorunlarını tetikleyebileceği konusunda uyardı. Yüklerin dizler bükülerek kaldırılması ve ani hareketlerden kaçınılması gerektiğini belirtti.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, Kurban Bayramı öncesi özellikle bel, boyun, diz ve omurga rahatsızlığı olan vatandaşları uyardı.</p> <p>Bayram döneminde yapılan ağır kaldırma, uzun süre ayakta kalma ve bilinçsiz hareketlerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek;'Kurban kesimi sırasında yapılan ani ve kontrolsüz hareketler, sadece mevcut fıtıkları tetiklemekle kalmıyor, daha önce hiçbir şikâyeti olmayan kişilerde bile kalıcı omurga problemlerine neden olabiliyor' dedi.</p> <p><img class='' height='800' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/05/27/doc-dr-ahmet-inanir-3-1779844571-695-x750.jpeg' width='750' /></p> <p>Özellikle sabah erken saatlerde başlayan yoğun fiziksel yüklenme büyük risk taşıdığını ifade eden Doç. Dr. İnanır, bayramda birçok kişi profesyonel destek almadan büyükbaş veya küçükbaş hayvan kesimine katıldığını, eğilerek çalışma, ağırlık kaldırma, ani dönme hareketleri ve uzun süre ayakta kalmak; bel fıtığı, kas spazmı, diz kilitlenmesi ve boyun tutulmalarını tetikleyebiliyor. Her bayram sonrası acillere ciddi sayıda bel ve boyun ağrısı şikâyetiyle başvuru olduğunu söyledi.</p> <p><strong>'EN ÇOK HATA AĞIRLIĞI BELLE KALDIRMAK''</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Özellikle kurban etlerinin taşınması sırasında yapılan yanlışlar büyük sorunlara neden olabilir. En sık yapılan hatalardan biri ağırlığı dizleri kullanmadan doğrudan belden kaldırmaktır.Yük kaldırırken mutlaka dizler bükülmeli, ağırlık vücuda yakın tutulmalı ve ani dönüş hareketlerinden kaçınılmalıdır. Bir anda oluşan ters hareketler, omurgadaki disk yapısına zarar verebilir. Özellikle bel fıtığı olan kişiler çok daha dikkatli olmalı.</p> <p>Kurban Bayramı'nın sadece bel ve boyun rahatsızlıklarını değil, diz ve kalça problemlerini de artırdığına dikkat çeken İnanır, uzun süre çömelmenin ve ayakta kalmanın kireçlenme hastalarında ciddi ağrılara neden olabileceğini ifade etti.Diz kireçlenmesi olan kişiler uzun süre çömelmemeli. Kalça problemi yaşayan hastalar ise ağır yük taşımamalı. Bayram ziyaretleri sırasında saatlerce hareketsiz oturmak da ayrı bir risk oluşturuyor.</p> <p>Vatandaşlara basit ama etkili önerilerde bulunan Doç. Dr. Ahmet İnanır, bayramın sağlık sorunlarıyla gölgelenmemesi gerektiğini belirterek şunları sıraladı:</p> <ul> <li>Ağır yükleri tek başınıza taşımayın</li> <li>Ani eğilip doğrulmalardan kaçının</li> <li>Uzun süre aynı pozisyonda kalmayın</li> <li>Desteksiz şekilde ağır kaldırmayın</li> <li>Ağrı hissedildiğinde zorlamaya devam etmeyin</li> <li>Bayramı hastanede değil, sevdiklerinizle sağlıklı şekilde geçirmek için vücudunuzun sınırlarını zorlamayın.</li> </ul></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/kurban-etlerinin-tasinmasinda-yanlislar-sorunlara-neden-olabilir-bayramda-omurga-sagligina-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/05/kurban-etlerinin-tasinmasinda-yanlislar-sorunlara-neden-olabilir-bayramda-omurga-sagligina-dikkat.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="18790"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hareketsiz yaşam boyun ağrılarını tetikliyor]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/hareketsiz-yasam-boyun-agrilarini-tetikliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/hareketsiz-yasam-boyun-agrilarini-tetikliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Bülent Bozyiğit, hareketsiz çalışma ve yanlış pozisyonun boyun fıtığına yol açtığına dikkat çekerek saat başı egzersiz önerdi. Tedavide ilaç, fizik tedavi, ameliyatsız yöntemler ve mikrocerrahi seçeneğinin bulunduğunu belirtti.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Günümüz iş hayatında uzun süre hareketsiz ve yanlış pozisyonda ekran başında vakit geçirmek, boyun ağrılarına ve ileri aşamalarda boyun fıtığına neden olabiliyor.</p> <p>Boyun ağrısının modern çağın hastalıklarından biri olduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Bülent Bozyiğit, bu hastalığın iş gücü kaybına, sosyal ve psikolojik sorunlara yol açtığına dikkat çekti.</p> <p><strong>SAAT BAŞI BOYNUNUZU HAREKET ETTİRİN</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Kasların iskelet sistemini destekleyen yapılar olduğunu ve hareketsizlik nedeniyle zamanla zayıfladığını dile getiren Bozyiğit, 'Geçmişte sanayi bu kadar gelişmemişken ve beyaz yakalılar bu kadar fazla değilken, bu tip rahatsızlıklar nispeten daha az görülüyordu. Ama hareketsizlik, birçok hastalıkta olduğu gibi boyun fıtıkları ve boyun ağrılarında da şu an en temel nedenlerden birisi. Masa başı uygunsuz pozisyonda saatlerce bilgisayarın karşısında oturmak kaslarda güçsüzlüğe neden oluyor. Kaslar ne kadar zayıf olursa, bu tarz hastalıklar da o oranda artıyor. Bir yerlerde bir ağrı varsa aslında bu vücudun alarmıdır. Bununla ilgili önlem almak gerekiyor. Mutlaka saatte bir öne, arkaya, sağa, sola boyun hareketleri yapmak ve kısa süreli yürümek gerekiyor' diye konuştu.</p> <p><strong>ÖNCE İLAÇ TEDAVİSİ</strong></p> <p>Boyun hastalıklarının bir diğer nedeninin de genetik yatkınlık olduğunu belirten Op. Dr. Bülent Bozyiğit, 'Hastayı öncelikle çok iyi muayene ederek tanı koymak gerekiyor. Bu boyun ağrılarının nedeni genetik mi, duruş bozukluğu mu onu belirlemek çok önemli. Doğru tanı sayesinde doğru tedavi uygulamak mümkün. Öncelikle ilk aşamada hastanın durumuna göre ilaç tedavisi ve boynu desteklemek için boyunluk öneriyoruz. Boyunluğun, kasların yine zayıflamaması için çok uzun süre kullanılmasını önermiyoruz. Eğer hastanın ellerinde güç kaybı yoksa fizik tedavi uyguluyoruz. Eğer MR veya tomografide bir fıtıklaşma gördüysek bu hemen ameliyat edeceğiz anlamına gelmiyor. Öncelikle konservatif tedavilere yöneliyoruz' dedi.</p> <p>Boyun gibi hassas bölgelerde mikrocerrahi yöntemiyle başarılı operasyonlar gerçekleştirdiklerini dile getiren Op. Dr. Bülent Bozyiğit, bu konuda deneyim sahibi ve benzeri birçok operasyon gerçekleştiren uzman hekimlerin özellikle tercih edilmesi gerektiğini söyledi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/hareketsiz-yasam-boyun-agrilarini-tetikliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 16:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/05/hareketsiz-yasam-boyun-agrilarini-tetikliyor.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="78204"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fenilketonüri uyarısı: Bir damla kan hayat kurtarır]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/fenilketonuri-uyarisi-bir-damla-kan-hayat-kurtarir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/fenilketonuri-uyarisi-bir-damla-kan-hayat-kurtarir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Dilber Bektaşlar, Türkiye'de görülme sıklığı dünya ortalamasının üzerinde olan fenilketonüri (PKU) hastalığında erken tanının hayati önem taşıdığını belirterek, topuk kanı testinin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Çocuk Sağlığı Hastalıkları Uzm. Dr. Dilber Bektaşlar, fenilketonüri (PKU) hastalığının tedavi edilmediğinde ağır zeka geriliği, nöbetler ve gelişim problemlerine yol açabileceğini belirtti. Dr. Bektaşlar, PKU'lu bebeklerde gelişme geriliği, cilt döküntüleri, tiz sesli ağlama, idrarda küf kokusu ve epileptik nöbetler gibi belirtiler görülebileceğini ifade etti.</p> <p>Sağlık Bakanlığı'nın 2025 verilerine göre Türkiye'de her 25 kişiden birinin taşıyıcı olduğunu aktaran Uzm. Dr. Dilber Bektaşlar, yaklaşık her 6 bin 200 canlı doğumda bir bebeğin PKU hastası olarak dünyaya geldiğini söyledi. Türkiye'de hastalığın görülme oranının dünya ortalamasının üzerinde olduğuna dikkat çeken Bektaşlar, bunun en önemli nedenlerinden birinin akraba evlilikleri olduğunu kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><img class='' height='994' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/05/25/dr-dilber-bektaslar-1779698220-312-x750.jpeg' width='750' /></p> <p>Türkiye'de PKU tarama testinin 1987'den bu yana uygulandığını belirten Bektaşlar, 2006 yılından itibaren Ulusal Yenidoğan Tarama Programı kapsamında tüm illerde topuk kanı testinin zorunlu hale getirildiğini ifade etti. Hastaneden taburcu olmadan önce ve aile hekimliğinde alınan birkaç damla topuk kanı sayesinde erken teşhis konulabildiğini söyleyen Bektaşlar, erken tanı alan bebeklerin özel mama ve diyet desteğiyle sağlıklı gelişim gösterebildiğini vurguladı. Geç tanı konulan vakalarda ise ağır zeka geriliği, epilepsi nöbetleri ve egzama gibi ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceğini belirten Bektaşlar, ailelerin aile hekimlerinden gelen çağrıları dikkate alması gerektiğini söyledi.</p> <p>Akraba evliliklerinden kaçınılmasının hastalık riskini azaltacağını ifade eden Uzm. Dr. Bektaşlar, 'Topuk kanı testi ihmal edilmemeli. Erken teşhis ve doğru beslenme tedavisiyle PKU'lu çocuklar sağlıklı bir yaşam sürebilir. Unutmayalım, bir damla kan hayat kurtarır' dedi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/fenilketonuri-uyarisi-bir-damla-kan-hayat-kurtarir</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/05/fenilketonuri-uyarisi-bir-damla-kan-hayat-kurtarir.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="66282"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye Alzheimer Derneği Bursa Şubesi'nde yeni dönem]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/turkiye-alzheimer-dernegi-bursa-subesinde-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/turkiye-alzheimer-dernegi-bursa-subesinde-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye  Alzheimer Derneği Bursa Şubesi, gerçekleştirilen genel kurulun ardından yeni yönetim kurulunu belirledi.</p><p>BURSA (İGFA) - Yeni dönemde dernek; Alzheimer hastalığına yönelik toplumsal farkındalığı artırmak, hasta yakınlarına destek olmak, koruyucu bilinçlendirme çalışmaları yürütmek ve Bursa'ya yeni bir Alzheimer Yaşam Evi kazandırmak amacıyla kapsamlı projeleri hayata geçirmeye hazırlanıyor.</p> <p>Bursa Özlüce'de, Nilüfer Belediyesi katkılarıyla hizmet veren ve önemli bir sosyal sorumluluk modeli haline gelen Ercan Dikencik Alzheimer Evi, benzeri yeni bir merkezin daha Bursa'ya kazandırılması hedefleniyor. Yeni projede iş insanlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve yerel yönetimlerin desteğiyle Alzheimer hastalarının güvenli, sosyal ve destekleyici bir yaşam alanına kavuşması amaçlanıyor.</p> <p>Dernek yetkilileri, Alzheimer'ın yalnızca hastaları değil, tüm aileyi ve toplumu etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekerek; erken farkındalık, doğru bakım süreçleri ve toplumsal dayanışmanın büyük önem taşıdığını vurguladı.</p> <p><b><i>Yeni dönemde planlanan çalışmalar arasında:</i></b></p> <p>Alzheimer konusunda toplum farkındalığını artıracak seminerler, </p> <p>Hasta yakınlarına yönelik eğitim ve psikolojik destek programları, </p> <p>Gençleri ve gönüllüleri sürece dahil edecek sosyal sorumluluk projeleri, </p> <p>Belediyeler ve sağlık kuruluşlarıyla ortak çalışmalar, </p> <p>Hafıza sağlığı ve erken teşhis konusunda bilinçlendirme kampanyaları, </p> <p>Sosyal etkinlikler, sanat ve müzik terapisi uygulamaları, </p> <p>Yeni Alzheimer Yaşam Evi projesi için iş birliği ve kaynak oluşturma çalışmaları yer alıyor.</p> <p><b><i>Yeni Yönetim Kurulu</i></b></p> <p>Hacı Mustafa Bakar - Prof. Dr., Nöroloji Uzmanı </p> <p>Demet Yıldız - Doç. Dr., Nöroloji Uzmanı </p> <p>Nuran Özsöz - İletişim Uzmanı / Psikolojik Danışman</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Muzaffer Baran - Avukat </p> <p>Birgül Işık Şahin - Nilüfer Bld.Yaşlı Hiz. Srm. </p> <p>Gürkan Kaya - Diş Hekimi </p> <p>Emre Yalçıntaş - Doktor</p> <p>Emrah Aslan - Nilüfer Bld.Sosyal Hiz. Müdürü</p> <p><b><i>Yedek Yönetim Kurulu </i></b></p> <p>Güzin Asrak<b><i> </i></b></p> <p>Ümit Sönmez - Doktor<b><i> / </i></b>Nöroloji Uzmanı </p> <p>Nilüfer Pekel - Doç. Dr., Nöroloji Uzmanı<b><i> </i></b></p> <p>Betül Erdoğan - Psikolog<b><i> </i></b></p> <p>Yaşar Kızılırmak - Doktor</p> <p>Yeni yönetim, Alzheimer hastalarının ve ailelerinin yaşam kalitesini artıracak çalışmalar için Bursa'daki tüm kurum ve kuruluşlarla iş birliğine açık olduklarını belirterek topluma şu çağrıda bulundu:</p> <p>'Alzheimer yalnızca bir hastalık değil; dayanışma, bilinç ve insanlık sınavıdır. Hep birlikte daha güçlü bir farkındalık oluşturabilir, hastalarımızın ve ailelerinin hayatına umut olabiliriz.'</p> <p>Türkiye Alzheimer Derneği Bursa Şubesi'nin önümüzdeki süreçte hayata geçireceği projelerin kamuoyuyla paylaşılmaya devam edeceği bildirildi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/turkiye-alzheimer-dernegi-bursa-subesinde-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 13:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/05/turkiye-alzheimer-dernegi-bursa-subesinde-yeni-donem.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="40084"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
