<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>BuHaberde - Tarafsız ve Güncel Haber Platformu</title>
    <link>https://www.buhaberde.com</link>
    <description>Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, gündem, teknoloji, ekonomi, spor ve yaşam içerikleri BuHaberde’de. Güncel gelişmeleri anında takip edin.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.buhaberde.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 01 Aug 2026 12:12:30 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık personeline CPR eğitimi]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/saglik-personeline-cpr-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/saglik-personeline-cpr-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kozluk Devlet Hastanesi'nde görev yapan sağlık personeline yönelik CPR (Kardiyopulmoner Resüsitasyon) ve İleri Yaşam Desteği Eğitimi düzenlendi.</p><p>YENİ BAHAR TV</p> <p>BATMAN (İGFA) - Hastanede gerçekleştirilen eğitim, Anestezi Uzmanı Dr. Saba Nur Şataflı tarafından verildi. Eğitimde, ani gelişen yaşamı tehdit eden durumlarda uygulanacak temel ve ileri yaşam desteği, güncel CPR uygulamaları ile acil müdahale süreçleri hakkında teorik ve uygulamalı bilgiler aktarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Programda, sağlık çalışanlarının bilgi ve becerilerinin güncellenmesi, acil durumlara hızlı ve etkin müdahale kapasitesinin artırılması ile hasta güvenliğinin güçlendirilmesinin hedeflendiği belirtildi.</p> <p>Kozluk Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Fırat Güneş, sağlık hizmetlerinde sürekli eğitimin büyük önem taşıdığını belirterek, personelin mesleki gelişimine katkı sağlayan bu tür eğitim programlarının belirli aralıklarla sürdürüleceğini ifade etti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/saglik-personeline-cpr-egitimi</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/07/saglik-personeline-cpr-egitimi.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="80484"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcaklarında demans riski artıyor]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/yaz-sicaklarinda-demans-riski-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/yaz-sicaklarinda-demans-riski-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünyada 55 milyondan fazla kişi demans, bir başka deyişle bunama sorunu yaşıyor. Bu sayının nüfusun yaşlanmasıyla birlikte hızla artması ve 2050'ye kadar 139 milyona ulaşması bekleniyor.</p><p>İSTANBUL (İGFA) - Demans, yalnızca unutkanlıkla sınırlı değil; bireyin hafıza, dikkat, dil, karar verme ve günlük yaşam becerilerini etkileyerek bağımsızlığını kaybetmesine yol açan klinik bir sendrom. Bu etkileriyle de hastaların ve bakımını üstlenen kişilerin yaşam kalitelerini ciddi şekilde düşürebiliyor. En yaygın nedeni Alzheimer olan demansta ilerleyen yaş, genetik yatkınlık ve aile öyküsü gibi değiştirilemeyen risk faktörlerinin yanı sıra yaşam tarzıyla ilişkili değiştirilebilir etkenler de önemli rol oynuyor. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><strong>Acıbadem International Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu,</strong> yaz aylarında yaşam alışkanlıklarındaki bazı hataların demans riskini artırabileceği uyarısında bulunarak, 'Yaz mevsiminde demans riskini artıran en önemli iki etken vücudun susuz kalması ve tansiyon dalgalanmalarıdır. Bu nedenle susama hissini beklemeden bol su tüketilmesi ve yüksek tansiyon hastalarının kan basıncını düzenli olarak kontrol etmeleri son derece önemlidir' diyor. <strong>Dr. Fikri Halaçoğlu, </strong>aslında değiştirilebilir risk faktörlerinin yaşam boyunca hedeflenmesiyle demans vakalarının yaklaşık yüzde 40'a varan oranda önlenebilir veya geciktirilebilir olabileceğine dikkat çekiyor. <strong>Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, </strong>yaz aylarında demans riskini artıran etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p> <p><strong>SUSUZ KALMAK</strong></p> <p>Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, yaz aylarında sık tekrarlayan veya ciddi düzeydeki susuzluğun özellikle ileri yaştaki kişilerde demans açısından önemli bir risk oluşturduğunu vurguluyor. Dr. Fikri Halaçoğlu, 'Vücudun susuz kalması; idrar yolu enfeksiyonu, elektrolit bozukluğu, uyku bölünmesi ve tansiyon düzensizliği aracılığıyla zihinsel performansı hızla bozabilir. Bu durum doğrudan kalıcı demansa yol açmaktan çok, mevcut bilişsel kırılganlığı görünür hale getirebilir, deliryumu tetikleyebilir ve damar sağlığını olumsuz etkileyerek uzun vadede beyin rezervini azaltabilir. Bunların sonucunda başta damarsal (vasküler) demans olmak üzere Alzheimer tip demans riskinin de artmasına yol açabilir' diyor. </p> <p><strong>Nasıl önlem almalı? </strong></p> <p>Güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00 - 16.00 saatleri arasında mümkünse dışarıya çıkmayın. Susamayı beklemeden düzenli olarak su tüketin.Koyu idrar, ateş ve ani dalgınlık gibi sorunlarda zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun. </p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/yaz-sicaklarinda-demans-riski-artiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 12:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/07/yaz-sicaklarinda-demans-riski-artiyor.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="60940"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Osmangazi Belediyesi'nden koruyucu sağlığa güçlü destek]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/osmangazi-belediyesinden-koruyucu-sagliga-guclu-destek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/osmangazi-belediyesinden-koruyucu-sagliga-guclu-destek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi'nin Dünya Hepatit Günü kapsamında düzenlediği eğitimde, Temizlik İşleri Müdürlüğü personeli viral hepatitlerin bulaşma yolları, korunma yöntemleri ve erken teşhisin önemi hakkında uzman hekim tarafından bilgilendirildi.</p><p>BURSA (İGFA) - Hizmet kalitesini artırmanın yolunun sağlıklı, bilinçli ve güvenli çalışma ortamı oluşturmaktan geçtiği anlayışıyla personeline yönelik eğitim çalışmalarına sürdüren Osmangazi Belediyesi, Dünya Hepatit Günü kapsamında önemli bir farkındalık etkinliğine imza attı. Osmangazi Kent Konseyi ve Doruk Sağlık Grubu iş birliğinde düzenlenen bilgilendirme toplantısında, özellikle meslekleri gereği çeşitli risk faktörleriyle karşı karşıya kalan Temizlik İşleri Müdürlüğü personeli, viral hepatit hastalıkları konusunda farkındalık kazandı. Günlük çalışma hayatlarında çevresel atıklar, kesici-delici materyaller ve farklı biyolojik risklerle karşılaşabilen temizlik çalışanlarının sağlık konusunda bilinçlendirilmesini amaçlayan eğitimde, viral hepatitlerin oluşturabileceği sağlık sorunları bilimsel veriler ışığında ele alındı.</p> <p>Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi'nde gerçekleştirilen programda Doruk Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Meltem Öner Karaçay tarafından bilgiler verildi.</p> <p><b>Yüksek Risk Grubundaki Çalışanlar İçin Önemli Bilgilendirme</b></p> <p>Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı, 28 Temmuz Dünya Hepatit Günü'ne dikkat çekerek, 'Biz de Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Kent Konseyi olarak yüksek risk grubunda bulunan temizlik çalışanlarımızla ilgili hayati önem taşıyan bir sorumluluk projesini Doruk Hastanesi ile iş birliği yaparak gerçekleştirdik. Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın'a temizlik çalışanlarımıza verdiği destek ve önem için teşekkür ediyoruz.' diye konuştu.</p> <p><b>'Hastalık Belirgin Bir Belirti Vermediği İçin Sessiz Seyreder'</b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Dr. Öğretim Üyesi Meltem Öner Karaçay, özellikle Hepatit B ve Hepatit C'nin uzun yıllar herhangi bir belirti göstermeden ilerleyebildiğine dikkat çekerek, viral hepatitlerin karaciğer iltihaplanması olduğu ve bunun da çok önemli bir halk sağlığı olduğunu vurguladı. Dr. Öğretim Üyesi Meltem Öner Karaçay, karaciğer iltihaplanmasının ilerleyen dönemlerde siroza ve karaciğer kanserine sebebiyet verebileceğinin uyarısında bulunarak, sözlerinde şu ifadeleri kullandı:</p> <p>'Bu hastalıklar siroz ve karaciğer kanseri olana kadar belirgin bir belirti vermediği için çok sessiz seyreder ve kişiler kendilerini aslında sağlıklı gibi hissedebilirler. Hepatit B'nin ve Hepatit A'nın tedavisi mümkündür, hatta Hepatit A'dan ve Hepatit B'den aşı ile korunabiliriz. Bu konuya dikkat çekmek için her yıl 28 Temmuz'da Dünya Hepatit Günü olarak kabul edilmiş. Bunun için toplum sağlığı adına bizimde burada olduğumuz gibi belirli çalışmalarda bu işi yürütmekteyiz. Hepatit A ve Hepatit E yiyecek ve içeceklerle bulaşan hatta kanalizasyon sularıyla bulaşabilen, Hepatit B ve Hepatit C ise parenteral yolla bulaşan hastalıklardır. Eğer aşısı olmayanlar varsa mutlaka bunların aşılarının tamamlanması öneriyoruz. Sarılık, halsizlik, bulantı, karın ağrısı gibi semptomlarla başlayabilir. Böyle şikayetler olduğu zaman kişiler mutlaka hekime yönlendirilmeli. Hepatit C'nin de artık dünya genelinde bir tedavisi var. Tamamen bu tedaviye kür sağlanmakta ve ücretsiz olarak devletin karşıladığı bir tedavi. Dolayısıyla bu tedavisi olan hastalıkların bilinçlendirilmesi önemli.'</p> <p>Doruk Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Meltem Öner Karaçay, personeli sağlık konusunda bilinçlendirme noktasına önem veren Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın'a teşekkürlerini sundu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/osmangazi-belediyesinden-koruyucu-sagliga-guclu-destek</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 11:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/07/osmangazi-belediyesinden-koruyucu-sagliga-guclu-destek.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="92965"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Danıştay'dan TTB'nin başvurusunda kısmi durdurma! Özel Sağlık Yönetmeliği'nin bazı hükümleri askıda]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/danistaydan-ttbnin-basvurusunda-kismi-durdurma-ozel-saglik-yonetmeliginin-bazi-hukumleri-askida</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/danistaydan-ttbnin-basvurusunda-kismi-durdurma-ozel-saglik-yonetmeliginin-bazi-hukumleri-askida" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB), Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik'in bazı hükümlerinin iptali istemiyle açtığı davada Danıştay 10. Dairesi, yürütmenin durdurulması talebini kısmen kabul etti. Kararda, tıp merkezlerine getirilen 3 bin metrekare şartı ile bazı düzenlemeler hukuka aykırı bulundu.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Türk Tabipleri Birliği (TTB), 19 Nisan 2025 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hakkında açtığı davada önemli bir yargı kararı alındığını duyurdu.</p> <p>TTB'nin açıklamasına göre Danıştay 10. Dairesi, 4 Mayıs 2026 tarihli kararında yürütmenin durdurulması talebini kısmen kabul etti. Mahkeme, tıp merkezlerine getirilen en az 3 bin metrekare kapalı alana sahip olma zorunluluğunun hukuka aykırı olduğuna hükmetti. Kararda, söz konusu şartın hekimlerin serbest çalışma hakkını orantısız biçimde sınırlandırdığı, aynı zamanda hastaların sağlık hizmetlerine erişimini zorlaştırdığı ifade edildi.</p> <p>Danıştay, hekimlere getirilen sözleşme zorunluluğuna ilişkin düzenlemenin de planlama ve gerekçelendirme eksikliği nedeniyle hukuka uygun olmadığına karar verdi. Mahkeme, idarenin takdir yetkisinin kamu yararı, sağlık hizmetinin gerekleri ve hukukun genel ilkeleri doğrultusunda kullanılmadığını değerlendirdi.</p> <p>Kararda ayrıca, bir hekimin hastasına başka bir tıp merkezinde işlem yapabilmesi için öngörülen özel izin şartının, prosedürün belirsiz olması nedeniyle yürütmesi durduruldu. Kota sınırlamasından muafiyet sağlayan geçici madde ile yönetmeliğe eklenen prensipler listesindeki bazı düzenlemelerin de hukuka aykırı olduğu belirtildi. Mahkeme, söz konusu ilkelerin soyut, muğlak ve keyfi uygulamalara yol açabilecek nitelikte olduğuna dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Öte yandan Danıştay 10. Dairesi, yönetmelikte iptali istenen diğer maddeler yönünden yürütmenin durdurulması talebini reddetti. TTB Hukuk Bürosu ise ret kararına karşı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na itiraz başvurusunda bulunacağını açıkladı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/danistaydan-ttbnin-basvurusunda-kismi-durdurma-ozel-saglik-yonetmeliginin-bazi-hukumleri-askida</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 14:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/07/danistaydan-ttbnin-basvurusunda-kismi-durdurma-ozel-saglik-yonetmeliginin-bazi-hukumleri-askida.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="31446"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Psikolog olmak için diploma yetmez]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/psikolog-olmak-icin-diploma-yetmez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/psikolog-olmak-icin-diploma-yetmez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üniversite tercih dönemi yaklaşırken psikoloji bölümü yine en fazla ilgi gören alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Ancak, psikolog olma sürecinin yalnızca üniversiteye yerleşmek ve mezuniyetle sınırlı olmadığı, mesleğin uzun yıllar süren eğitim, uygulama ve sürekli gelişim gerektirdiği göz ardı ediliyor.  Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktör Yardımcısı, Psikiyatri Uzmanı Dr. Pelin Taş, psikoloji bölümünü tercih etmeyi planlayan adayların, karar vermeden önce mesleğin tüm yönlerini yakından tanımaları gerektiğini  vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İSTANBUL (İGFA) - Son yıllarda psikoloji bölümü, üniversite adaylarının en fazla ilgi gösterdiği bölümler arasında bulunuyor. İnsan davranışını anlamaya yönelik merakın artması, ruh sağlığı konusunda toplumsal farkındalığın yükselmesi ve psikoloji içeriklerinin dijital platformlarda daha görünür hale gelmesi, bu bölüme olan ilgiyi artıran etkenler arasında gösteriliyor.</p> <p><b>'Psikoloji okumak ile Psikolog olmak aynı şey değil'</b></p> <p>Psikoloji bölümünü tercih etmeyi planlayan adayların mesleğin gerektirdiği sorumlulukları da göz önünde bulundurması gerektiğini belirten Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktör Yardımcısı, Psikiyatri Uzmanı Dr. Pelin Taş, 'Diploma bu yolculuğun sonu değil, asıl başlangıcıdır' diyor. Dr. Pelin Taş; 'Psikolog olmak yalnızca bir üniversite diploması almak anlamına gelmiyor. Psikoloji alanında eğitimini tamamlayan mezunlar için asıl mesleki gelişim süreci üniversite sonrasında başlıyor. Klinik uygulamalar, süpervizyonlar, mesleki eğitimler ve bilimsel gelişmeleri takip etmeyi kapsayan bu süreç, psikologların kariyerleri boyunca devam eden bir öğrenme yolculuğunu da gerektiriyor.'</p> <p><b>'Meslekte rekabet artıyor'</b></p> <p>Kontenjan ve buna paralel mezun sayılarının hızla arttığına dikkat çeken Dr. Pelin Taş, tüm bu etkenler nedeniyle meslekte rekabetin de aynı ölçüde arttığının altını çiziyor: 'Bugün yalnızca psikoloji diplomasına sahip olmak, birçok çalışma alanında tek başına yeterli olmayabiliyor. Klinik deneyim, uygulama becerisi, etik yaklaşım, bilimsel altyapı ve nitelikli mesleki eğitimler artık psikologların en önemli fark yaratan özellikleri arasında yer alıyor. Mezuniyet sonrasında kendine yatırım yapan, bilimsel gelişmeleri takip eden ve sürekli öğrenmeye açık olan psikologlar meslek hayatında daha güçlü bir konuma geliyor. Bu nedenle tercih sürecine giden yolda tüm bu detayların bilinmesi ve ona göre yol alınması önem taşıyor.</p> <p>Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktör Yardımcısı, Psikiyatri Uzmanı Dr. Pelin Taş, psikoloji bölümünü tercih etmeyi planlayan adayların üniversite seçimlerini yaparken yalnızca bölüme yerleşmeyi değil, mezuniyet sonrasında yıllarca devam edecek eğitim ve gelişim sürecini de hesaba katmaları gerektiğini belirtiyor.</p> <p>'Meslek olarak psikolog olmak yalnızca insanları dinlemekten ibaret değildir. Psikolog olmak bilimsel bilgiye dayalı çalışmayı, etik ilkelere bağlı kalmayı, kendini sürekli geliştirmeyi ve yaşam boyu öğrenmeyi gerektiren bir meslektir. Bu nedenle psikoloji bölümünü tercih edecek adayların yalnızca mesleğin ilgi çekici yönlerini değil; beraberinde getirdiği emek, sabır ve sürekli gelişim sorumluluğunu da değerlendirmeleri gerekir.'</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/psikolog-olmak-icin-diploma-yetmez</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 09:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/07/psikolog-olmak-icin-diploma-yetmez.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="69938"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Keçiören Belediyesi personeline ilk yardım eğitimi]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/kecioren-belediyesi-personeline-ilk-yardim-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/kecioren-belediyesi-personeline-ilk-yardim-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü ile Ankara İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğinde, belediye personeline yönelik 'İlk Yardım Eğitimi' düzenlendi. Belediye Meclis Toplantı Salonu'nda verilen eğitim programı, personelin temel ilk yardım bilgi ve farkındalığını artırmak, acil durumlarda doğru ve etkili müdahalelerle hayat kurtarmaya katkı sağlamak amacıyla gerçekleştirildi.</p><p>ANKARA (İGFA) - Şeyma Ilgaz ve Elif Ünsal tarafından verilen iki günlük eğitim programında, katılımcılara ilk yardıma ilişkin temel teorik bilgiler aktarıldı. Teorik eğitimin ardından, ilk yardım uygulamaları senaryolar eşliğinde uygulamalı olarak gerçekleştirildi. Eğitimde, özellikle ilk yardım uygulayan kişinin müdahale sırasında sakin ve soğukkanlı olması, hızlı ve etkin karar verebilmesi ile olay yerini doğru şekilde yönetebilmesinin hayati önem taşıdığı vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><b>İlk yardımda doğru bilinen yanlışlar vurgulandı</b></p> <p>Eğitim kapsamında; genel ilk yardım bilgileri, vücut sistemleri, soluk borusuna yabancı cisim kaçması, kanamalarda ilk yardım, zehirlenmelerde ilk yardım, kırık-çıkık ve burkulmalarda ilk yardım, boğulmalarda ilk yardım ile yanık, sıcak ve soğuk acillerinde ilk yardım konu başlıkları detaylı şekilde ele alındı. Özellikle kaza anında ilk yardımda rentek manevrası uygulamalı olarak ele alınarak doğru ve zamanında müdahalenin hayat kurtarıcı nitelikte olduğu özellikle vurgulandı. Eğitimde ayrıca, ilk yardım uygulamalarında sıkça karşılaşılan doğru bilinen yanlışlar üzerinde duruldu.</p> <p><b>Katılımcılara ilk yardım sertifikası verildi</b></p> <p>Program sonunda katılımcılar, günlük yaşamda karşılaşılabilecek acil durumlarda bilinçli ve doğru müdahalede bulunabilmelerini sağlayacak temel ilk yardım bilgi ve becerilerini uygulamalı eğitimlerle pekiştirme fırsatı buldu. İki gün süren teorik ve uygulamalı eğitim programının ardından gerçekleştirilen testi ve uygulamalı sınavı başarıyla tamamlayan katılımcılar, ilk yardım sertifikası almaya hak kazandı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/kecioren-belediyesi-personeline-ilk-yardim-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 17:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/07/kecioren-belediyesi-personeline-ilk-yardim-egitimi.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="62169"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazın boğaz enfeksiyonuna yol açan 7 hata!]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/yazin-bogaz-enfeksiyonuna-yol-acan-7-hata</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/yazin-bogaz-enfeksiyonuna-yol-acan-7-hata" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında boğaz ağrısı, yutkunma güçlüğü, boğazda yanma hissi, ses kısıklığı, ateş, halsizlik ve boyunda lenf bezlerinde şişlik gibi belirtilerle ortaya çıkan enfeksiyonlar yaşam kalitesini düşürürken, tedavisi ihmal edildiğinde daha büyük sorunlara yol açabiliyor. KBB Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık, yazın boğaz enfeksiyonuna yol açan 7 önemli hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p><p>İSTANBUL (İGFA) - Yaz aylarında dışarıdaki yüksek sıcaklıkla klimalı ortamlar arasındaki ani sıcaklık değişimi, boğaz mukozasının kurumasına ve tahriş olmasına yol açabiliyor. Özellikle klimanın doğrudan yüz, boyun veya göğüs bölgesine üflemesi boğaz şikayetlerini artırabiliyor. Uzun süre çok soğuk ortamlarda bulunmaksa üst solunum yollarının doğal savunma mekanizmalarını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle klima sıcaklığının 22-24 derece arasında tutulması ve hava akımının doğrudan kişiye gelmemesi büyük önem taşıyor.</p> <p><strong>Yeterince su içmemek</strong></p> <p>Sıcak havalarda terlemeyle birlikte vücudun sıvı ihtiyacı artıyor. Yeterli su tüketilmediğinde boğaz mukozası kuruyabiliyor ve mikroplara karşı koruyucu bariyer zayıflayabiliyor. Kuruyan boğaz dokusu tahrişe daha açık hale gelirken enfeksiyon etkenlerinin yerleşmesi de kolaylaşabiliyor. Bu nedenle gün boyunca düzenli aralıklarla su içerek boğazın nemli kalması büyük önem taşıyor. Özellikle sıcak yaz günlerinde günlük sıvı ihtiyacının karşılanması, boğaz sağlığını korumanın en basit ama en etkili yollarından biri olarak öne çıkıyor.</p> <p><strong>Ortak alanlarda hijyene dikkat etmemek</strong></p> <p>Tatil bölgeleri, havuz kenarları, toplu taşıma araçları, alışveriş merkezleri ve kalabalık kapalı alanlar virüslerin kişiden kişiye yayılması için uygun ortam oluşturabiliyor. Ellerin sık temas ettiği yüzeylerden sonra ağız, burun veya gözlere dokunulması bulaş riskini artırabiliyor. El hijyenine özen göstermek, ortak kullanım alanlarında dikkatli davranmak ve gerekli durumlarda el dezenfektanı kullanmaksa yaz aylarında görülen enfeksiyonlara karşı önemli bir koruma sağlıyor.</p> <p><strong>Aşırı soğuk içecekleri hızlı tüketmek</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>KBB Uzmanı Prof. Dr. Kalaycık 'Özellikle yaz aylarının önde gelen lezzeti dondurma toplumdaki yaygın kanının aksine tek başına boğaz enfeksiyonuna neden olmaz. Burada sorun dondurmanın aşırı ve kontrolsüz tüketimidir. Soğuk içeceklerde olduğu gibi dondurmanın da çok hızlı ve aşırı miktarda tüketilmesi, boğazın ani sıcaklık değişimine maruz kalarak boğaz dokusunda tahrişe, boğaz ağrısı ve yanma hissine neden olabiliyor. O nedenle içecekleri çok soğuk ve hızlı tüketmemek, dondurmayı da ağızda ısıtmak ve üzerine bir bardak ılık su içmek fayda sağlayacaktır' diyor.<strong> </strong></p> <p><strong>Uykusuzluk ve yoğun tempoda mola vermemek</strong></p> <p>Yaz tatilinde değişen uyku düzeni bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebiliyor. Geç saatlere kadar uyanık kalmak ve yoğun tempoda mola vermemek vücudun enfeksiyonlara karşı savunma gücünü azaltabiliyor. Yeterli uyku alınmadığında yalnızca halsizlik ve dikkat dağınıklığı değil, üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskinde de artış görülebiliyor. </p> <p><strong>Islak mayo ve terli kıyafetleri değiştirmemek</strong></p> <p>Deniz veya havuz sonrası ıslak mayo ile uzun süre oturmak ya da terli kıyafetleri değiştirmeden saatler geçirmek, vücudun ani ısı değişimlerine maruz kalmasına neden olabiliyor. Bu durum üst solunum yollarında hassasiyeti artırarak bazı kişilerde boğaz ağrısı şikayetlerini tetikleyebiliyor. Bu nedenle yüzme sonrası mayo ya da bikiniyi, ayrıca terli kıyafetleri mutlaka değiştirmek gerekiyor. </p> <p><strong>Sigara dumanına maruz kalmak</strong></p> <p>Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık 'Özellikle yaz aylarında klima kullanılan kapalı alanlar, kalabalık sosyal ortamlar ve yetersiz havalandırma nedeniyle sigara dumanına uzun süreli maruziyet (pasif içicilik) daha yoğun hale gelebiliyor. Tütün ürünleri ve elektronik sigara, boğaz ve solunum yollarını kaplayan koruyucu mukozayı tahriş ederek enfeksiyonlara karşı doğal savunma mekanizmalarını zayıflatabiliyor. Yapılan çalışmalara göre; bu tür zararlı alışkanlıkları olanlarda ve pasif içicilerde boğaz kuruluğu, tahriş ve öksürük gibi şikayetler daha kolay tetiklenebilirken, üst solunum yolu enfeksiyonları da daha sık görülüyor' diyor. </p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/yazin-bogaz-enfeksiyonuna-yol-acan-7-hata</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 10:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/07/yazin-bogaz-enfeksiyonuna-yol-acan-7-hata.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="68119"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her 5 çocuktan birini etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/her-5-cocuktan-birini-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/her-5-cocuktan-birini-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, çocuklarda rahat nefes almanın yalnızca konfor değil; kaliteli uyku, sağlıklı büyüme ve başarılı bir okul yaşamı için de temel bir gereksinim olduğuna dikkat çekerek, burun akıntısı, tıkanıklık, kaşıntı ve hapşırıklarla kendini gösteren alerjik rinit rahatsızlığının zamanında tedavi edilmemesi durumunda orta kulak problemleri, sinüzit ve uyku bozuklukları gibi sorunların ortaya çıkabileceğini, uyku kalitesi bozulan çocuklarda da dikkat dağınıklığı, okul başarısında ve yaşam kalitesinde düşüş görülebileceğini kaydetti.</p><p>BURSA (İGFA) - Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, dünyada yaklaşık her beş çocuktan birini etkileyen 'Alerjik rinit' hastalığıyla ilgili bilgi verdi.</p> <p>Çocuklarda bitmeyen burun şikayetlerinin çoğu zaman 'geçer' diye beklendiğini, oysa haftalarca süren burun akıntısının, sık hapşırık ve burun tıkanıklığı basit bir soğuk algınlığından çok daha fazlasını işaret ediyor olabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Ufuk Sevgican, 'Özellikle belirtiler belirli mevsimlerde artıyor ya da yıl boyunca devam ediyorsa akla ilk gelmesi gereken durumlardan biri alerjik rinittir. Alerjik rinit; burun akıntısı-tıkanıklık, kaşıntı ve hapşırıklarla kendini gösteren, çocukluk çağında oldukça sık görülen bir hastalıktır. Dünyada yaklaşık her beş çocuktan birini etkilediği bilinmektedir. Anne veya babasında alerjik rinit, astım ya da egzama bulunan çocuklarda görülme riski daha fazladır. Bazı çocuklar yalnızca ilkbahar ve sonbahar gibi mevsim geçişlerinde şikâyet yaşarken, bazıları yıl boyunca yakınmalarla mücadele eder ' dedi.</p> <p>Polenler, ev tozu akarları, hayvan tüyleri, küf mantarları, hava kirliliği ve ani iklim değişikliklerinin çocuklarda alerjik riniti tetikleyen başlıca nedenler olduğunu dile getiren BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican şöyle konuştu :</p> <p>'Özellikle şeffaf ve sulu burun akıntısı, sık hapşırık nöbetleri, burun ve genizde kaşıntı dikkat çekicidir. Bu çocuklar çoğu zaman burundan rahat nefes alamadığı için ağızdan nefes alır; horlama, huzursuz uyku ve sık uyanma görülebilir. Gözlerde kaşıntı, sulanma ve kızarıklık da tabloya eşlik edebilir. En önemli ipuçlarından biri ise genellikle ateşin olmamasıdır.'</p> <p>Tedavi edilmeyen alerjik rinitin yalnızca burunla sınırlı kalmadığını, uzun süreli burun tıkanıklığının orta kulak problemleri, sinüzit ve uyku bozukluklarına zemin hazırlayabildiğini söyleyen Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, uyku kalitesi bozulan çocuklarda dikkat dağınıklığı, okul başarısında ve yaşam kalitesinde düşüş görülebileceğini dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Uzm. Dr. Ufuk Sevgican, alerjik rinitte tedavinin ilk basamağını alerjenlerden korunmanın oluşturduğunu söyleyerek, açıklamasını şu sözlerle tamamladı : </p> <p>'Mevsimsel allerjik riniti olan çocuklar polen dönemlerinde özellikle sabah saatlerinde dışarıda uzun kalmamalı, eve gelince el-yüzlerini yıkayıp kıyafet değiştirmelidir. Ev tozu akar maruziyetini azaltmak, rutubet ve sigara dumanından uzak durmak büyük önem taşır. Gerektiğinde düşük doz kortizon içeren burun spreyleri, tuzlu su uygulamaları ve antihistaminik ilaçlar kullanılabilir. Bu tedaviler alerjiyi tamamen ortadan kaldırmasa da belirtileri kontrol altına alır ve komplikasyonları önlemeye yardımcı olur.</p> <p>Unutulmamalıdır ki çocuklarda rahat nefes almak yalnızca konfor değil; kaliteli uyku, sağlıklı büyüme ve başarılı bir okul yaşamı için de temel bir gereksinimdir. Erken tanı ve doğru tedaviyle alerjik rinit kontrol altına alınabilir, çocukların yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir.'</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/her-5-cocuktan-birini-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/07/her-5-cocuktan-birini-etkiliyor.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="65644"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz tatilcilere omega-3 uyarısı]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/yaz-tatilcilere-omega-3-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/yaz-tatilcilere-omega-3-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Doğan, tatile gidenleri uyararak, 'Yaz tatilinde omega-3 desteği, çocukların zihinsel ve fiziksel gelişimini korumaya yardımcı olabilir.' dedi.</p><p>İSTANBUL (İGFA) - Yaz tatili, çocukların dinlenip yenilendiği önemli bir dönem olsa da beslenme düzenindeki değişiklikler bazı temel besin öğelerinin yetersiz alınmasına neden olabiliyor. Özellikle deniz kenarında tatil yapmayan ya da balık tüketmeyi sevmeyen çocuklarda omega-3 yağ asitlerinin eksik alınması, gelişim süreci açısından dikkat edilmesi gereken konular arasında yer alıyor.</p> <p style='text-align: justify;'>Omega-3 yağ asitleri vücudumuzda sentezlenemediği için dışardan mutlaka alınmalıdır. Özellikle çocuklarda beyin sağlığı, erişkinlerde de kalp damar sağlığını korunması için kaliteli omega-3 alımı dünya sağlık örgütün tarafından da önerilmektedir.</p> <p style='text-align: justify;'><b>Yaz aylarında da balık yağı vermek gerekir!</b></p> <p style='text-align: justify;'>Beyinde omega-3 depolanamaz ve günlük alınması gerekir. Bu bakımdan yaz aylarında da çocuklarımıza omega-3 kaynaklarını besin veya gıda takviyesi olarak sunmak gelişim açısından oldukça önemlidir</p> <p style='text-align: justify;'>Hekim İlaç CEO'su ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı <b>Dr. Murat Doğan</b>, omega-3 yağ asitlerinin yalnızca okul döneminde değil yaz aylarında da çocukların gelişimini destekleyen önemli besin öğelerinden biri olduğunu belirterek ailelere önemli uyarılarda bulundu.</p> <p><b>Beyin gelişiminin en önemli destekçilerinden biri</b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='text-align: justify;'>Omega-3 yağ asitlerinin özellikle DHA ve EPA bileşenleri sayesinde çocukların beyin gelişimi, öğrenme süreçleri, dikkat becerileri ve görme fonksiyonlarının desteklenmesinde önemli rol oynadığını belirten Dr. Murat Doğan, şu değerlendirmeyi yaptı: <i>'Çocukların beyin gelişimi yalnızca eğitim döneminde değil yılın her gününde devam eder. Yaz tatilinde okul stresi azalsa da beynin gelişim süreci devam ettiği için doğru beslenme büyük önem taşır. Haftada en az iki kez yağlı deniz balığı tüketilmesi öneriliyor. Ancak birçok çocuk ya balığı sevmiyor ya da tatil döneminde bu besine yeterince ulaşamıyor.'</i></p> <p><b>Yaz tatilinde beslenme düzeni değişiyor</b></p> <p style='text-align: justify;'>Tatilde fast-food tüketiminin artması, düzensiz öğünler ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının zayıflaması nedeniyle çocukların omega-3 alımının daha da azalabildiğine dikkat çeken Dr. Doğan, <i>'Ailelerin çocuklarının günlük beslenmesini planlarken bu konuya özellikle dikkat etmeleri gerekiyor.</i> <i>Omega-3, çocukların sadece zihinsel performansını değil bağışıklık sistemini, kalp-damar sağlığını ve genel gelişimini de destekleyen değerli yağ asitlerinden biridir. Yaz aylarında hareketlilik artsa bile beslenme kalitesi düşmemelidir' </i>dedi.</p> <p><b>Ailelere 5 önemli öneri</b></p> <p>Dr. Murat Doğan, yaz tatilinde çocukların sağlıklı gelişimini desteklemek için ailelere şu önerilerde bulundu:</p> <p>Haftada en az iki kez yağlı deniz balığı tüketmeye özen gösterin. Tatilde fast-food yerine dengeli ve doğal beslenmeyi tercih edin. Çocukların açık havada fiziksel aktivite yapmasını destekleyin. Yeterli su tüketimi ve düzenli uyku alışkanlığını ihmal etmeyin. Balık tüketemeyen çocuklarda omega-3 desteği konusunda mutlaka çocuk hekiminize danışın.</p> <p><b>'Sağlıklı gelişim tatilde de devam eder'</b></p> <p style='text-align: justify;'>Dr. Murat Doğan sözlerini şöyle tamamladı: <i>'Yaz tatili yalnızca dinlenme dönemi değildir; çocukların büyüme ve gelişimlerinin kesintisiz devam ettiği önemli bir süreçtir. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının korunması, yeterli omega-3 alımı ve bilinçli aile yaklaşımı çocukların hem bugünkü hem de gelecekteki sağlıkları için değerli bir yatırımdır.'</i></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/yaz-tatilcilere-omega-3-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/07/yaz-tatilcilere-omega-3-uyarisi.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="55402"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kulak çınlaması geçiştirilmemeli!]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/kulak-cinlamasi-gecistirilmemeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/kulak-cinlamasi-gecistirilmemeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kulak çınlamasının, tek başına bir hastalık olmadığını belirten uzmanlar, altta yatan birçok sağlık sorununun habercisi olabileceğini söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, kulak çınlamasının nedenleri ve tedavi seçenekleri ile yaz aylarında kulak sağlığını koruma yöntemleri hakkında açıklamalarda bulundu.</p> <p>Kulak çınlamasının (tinnitus) tek başına bir hastalık olmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, 'Birçok farklı sağlık sorununun belirtisi olabilir. Uzun süren çınlamalar mutlaka uzman tarafından değerlendirilmeli.' dedi.</p> <p>Toplumda 'kulak çınlaması' olarak bilinen tinnitusun yalnızca ince bir zil sesi anlamına gelmediğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, 'Kişinin duyduğu ancak çevresindekilerin duymadığı her türlü ses tinnitus olarak tanımlanır. İnce bir uğultu, vızıltı, kalp atışı sesi ya da farklı karakterde sesler de tinnitus kapsamındadır.' şeklinde konuştu.</p> <p><strong>KULAK ÇINLAMASININ NEDENİNİ BELİRLEMEK İÇİN YALNIZCA KULAK MUAYENESİ YETERLİ OLMAYABİLİR!</strong></p> <p>Sesin dış kulaktan başlayıp orta kulak, iç kulak, işitme siniri ve beynin işitme merkezine kadar uzanan karmaşık bir sistemle algılandığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, 'Bu zincirin herhangi bir noktasında oluşabilecek bozukluk tinnitusa yol açabilir.' dedi. Özellikle 6 aydan uzun süren çınlamaların 'kronik tinnitus' olarak değerlendirildiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, 'Bu durumda ayrıntılı inceleme yapılması önem taşır. Kulak çınlamasının nedenini belirlemek için yalnızca kulak muayenesi yeterli olmayabilir. Tanı sürecinde; dış kulak yolu ve kulak zarı muayenesi, işitme testi (odyometri), orta kulak fonksiyon testleri, işitme sinirinin değerlendirilmesi, beyin görüntülemesi (MR), kan tahlilleri ve tansiyon değerlendirmesi, gerektiğinde nöroloji, dahiliye ve psikiyatri değerlendirmesi yapılabilir. Tinnitus değil, altında yatan neden araştırılır. Kulak kiri, kulak zarı deliği, orta kulak hastalıkları, işitme kaybı, yüksek tansiyon, iç kulak hastalıkları ve bazı nörolojik problemler tinnitusa neden olabilir.' diye konuştu.</p> <p><img class='' height='422' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/07/09/1783601057-ali-rahimi-1783613858-622-x750.jpeg' width='750' /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><strong>ÇINLAMANIN TEDAVİSİ TAMAMEN ALTTA YATAN NEDENE BAĞLI!</strong></p> <p>Kulak çınlamasının özellikle sensörinöral işitme kaybının erken belirtilerinden biri olabileceğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, 'Yüksek sese maruz kalan kişilerde bu durum daha sık görülür. Askerlikte silah kullananlarda, gürültülü fabrikalarda çalışanlarda ya da uzun yıllar yüksek sese maruz kalan kişilerde özellikle 4 bin Hz civarında işitme kaybı gelişebilir. Bu tabloya sıklıkla tinnitus eşlik eder.' dedi.</p> <p>Çınlamanın tedavisinin tamamen altta yatan nedene bağlı olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, 'Kulak kiri, dış kulak yolu enfeksiyonu, kulak zarı sorunları veya orta kulak hastalıkları ilaç ya da cerrahiyle tedavi edilebilir. Buna karşın çocukluk döneminde geçirilen bazı enfeksiyonlara bağlı gelişen kalıcı işitme kayıpları, gürültüye bağlı işitme hasarı veya bazı iç kulak hastalıklarında hasar tamamen geri döndürülemeyebilir.' açıklamasını yaptı.</p> <p>Tinnitus tedavisinde hastanın sese karşı geliştirdiği psikolojik tepkinin de büyük önem taşıdığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, 'Beyin zamanla bazı sesleri filtreleyebilme özelliğine sahip.' dedi.</p> <p>Tren yolu ya da havaalanı yakınında yaşayan insanların bir süre sonra bu sesleri fark etmez hale geldiklerini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, 'Beyin istemediği sesleri zamanla arka plana atabilir. Tinnitus tedavisinde de amaçlardan biri beynin bu sese alışmasını sağlamaktır. Bu süreçte psikiyatrik destek, ses terapileri ve beyaz gürültü uygulamaları faydalı olabilir. Özellikle gece sessizlikte belirginleşen çınlamalarda beyaz gürültü sesi maskeleyerek hastanın rahatlamasına yardımcı olabilir' dedi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/kulak-cinlamasi-gecistirilmemeli</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/07/kulak-cinlamasi-gecistirilmemeli.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="99274"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gerçek sipariş yok, dopamin var! Güney Kore'deki trend psikologların gündeminde]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/gercek-siparis-yok-dopamin-var-guney-koredeki-trend-psikologlarin-gundeminde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/gercek-siparis-yok-dopamin-var-guney-koredeki-trend-psikologlarin-gundeminde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güney Kore'de yaygınlaşan 'dopamin siteleri' ya da 'do-farming' platformları, kullanıcılarına ürün almadan alışveriş deneyimi yaşatıyor. Uzmanlara göre bu uygulamalar, beynin ödül beklentisi mekanizmasını harekete geçirirken bazı durumlarda davranışsal destek aracı olarak değerlendirilebilir.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Dijital dünyada ortaya çıkan yeni bir davranış biçimi, psikoloji alanının da dikkatini çekti. Güney Kore'de giderek yaygınlaşan 'dopamin siteleri' veya yerel adıyla do-farming platformları, kullanıcılarına gerçek bir alışveriş yapmadan sipariş verme deneyimi sunuyor. Bu platformlarda kullanıcılar sanal alışveriş sepeti oluşturabiliyor, sipariş onayı verebiliyor, kurye hareketlerini takip edebiliyor ve teslimat bildirimi alabiliyor. Ancak süreç sonunda herhangi bir ürün teslim edilmiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>İlk bakışta sıra dışı görünen bu uygulamalar, uzmanlara göre teknolojik bir yenilikten çok, insan beyninin ödül ve beklenti sistemini kullanan bir deneyim olarak değerlendiriliyor.</p> <p><strong>'ASIL TETİKLENEN DUYGU HAZ DEĞİL, BEKLENTİ'</strong></p> <p>Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu Mader Bengisu Bilgen, bu platformların beynin ödül beklentisi mekanizmasına dayandığını belirterek, 'Asıl tetiklenen duygu haz değil, beklentidir. Beyin çoğu zaman ödülü elde ettiği anda değil, ona yaklaşırken daha yoğun bir dopamin yanıtı oluşturur' değerlendirmesinde bulundu. Dopaminin toplumda yaygın şekilde 'mutluluk hormonu' olarak bilindiğini ancak bilimsel olarak daha çok beklenti, motivasyon ve ödül süreçlerinde rol oynadığını ifade eden Bilgen, sanal alışveriş deneyimlerinde de benzer bir mekanizmanın çalıştığını söyledi. Bilgen, kullanıcıların sanal sepet doldurma, siparişi onaylama ve teslimat sürecini takip etme aşamalarında beynin ödül sisteminin aktive olabildiğini belirterek, ürün fiziksel olarak ulaşmasa bile ödülün yaklaştığı algısının dopamin salınımını artırabileceğini kaydetti.</p> <p><img height='1336' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/07/23/genel-4-1784799531-42-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>ALIŞVERİŞ RİTÜELİ BAZEN ÜRÜNDEN DAHA ETKİLİ OLABİLİYOR</strong></p> <p>Alışverişten alınan tatminin yalnızca satın alınan üründen kaynaklanmadığını vurgulayan Bilgen, karar verme, ürün seçme, ödeme ve teslimat beklentisi gibi aşamaların da beynin ödül sistemini harekete geçirebildiğini ifade etti. Bilgen, 'Bazı kullanıcılar için alışveriş ritüelinin kendisi, ürünü teslim almaktan daha güçlü bir psikolojik uyarım oluşturabiliyor.' dedi. Bu tür platformların yalnızca olumsuz yönleriyle değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Bilgen, bazı durumlarda davranışsal terapi açısından destekleyici bir araç olarak ele alınabileceğini söyledi.</p> <p>Özellikle dürtüsel alışveriş davranışı veya kontrolsüz yeme eğilimi bulunan kişilerde, gerçek tüketim gerçekleşmeden sürecin deneyimlenmesinin bazı bireylerde rahatlama sağlayabileceğini ifade eden Bilgen, bunu nikotin sakızı veya alkolsüz bira gibi 'zararı azaltmaya yönelik' örneklere benzetti.</p> <p>Bu yöntemin bazı kişilerde gereksiz harcama, pişmanlık, suçluluk ve ekonomik kaygı gibi sonuçların önüne geçebileceği değerlendiriliyor.</p> <p><strong>'DAVRANIŞSAL SÖNME ETKİSİ OLUŞABİLİR'</strong></p> <p>Bilgen, kullanıcıların zaman içinde gerçek ürün gelmese de rahatlama yaşayabildiklerini fark etmelerinin, satın alma dürtüsü ile fiziksel nesne arasındaki bağı zayıflatabileceğini belirtti.</p> <p>Psikolojide 'davranışsal sönme' olarak tanımlanan bu sürecin, uygun koşullarda bazı bireylerde terapötik fayda sağlayabilecek mekanizmalardan biri olabileceği ifade edildi.</p> <p>Benzer dijital deneyimlerin sosyal ihtiyaçlarla da ilişkili olabileceğini belirten Bilgen, bazı platformların kullanıcıya sorumluluk gerektirmeyen sanal etkileşimler sunduğunu söyledi.</p> <p>Bilgen, bu tür deneyimlerin kısa süreli olarak birlikte olma hissi sağlayarak yalnızlık duygusunu hafifletebileceğini ancak bunun gerçek sosyal ilişkilerin yerini tutamayacağını vurguladı.</p> <p>Uzmanlara göre, beklenti üzerine kurulu dijital deneyimlerin sürekli tekrarlanması bazı riskleri de beraberinde getirebilir. Klinik Psikolog Mader Bengisu Bilgen, gerçek yaşam deneyimlerinden alınan tatminin azalması ve sürekli yeni uyarana ihtiyaç duyulması ihtimaline dikkat çekti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/gercek-siparis-yok-dopamin-var-guney-koredeki-trend-psikologlarin-gundeminde</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/07/gercek-siparis-yok-dopamin-var-guney-koredeki-trend-psikologlarin-gundeminde.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="33219"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarında besin zehirlenmesi uyarısı!]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/yaz-aylarinda-besin-zehirlenmesi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/yaz-aylarinda-besin-zehirlenmesi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz sıcaklarıyla birlikte besin zehirlenmesi vakalarında artış yaşanıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yusuf Emre Uzun, her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen besin zehirlenmelerinin büyük ölçüde önlenebilir olduğunu belirterek, güvenli gıda tüketimi ve hijyen konusunda dikkat edilmesi gereken 12 önemli kuralı sıraladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><strong>İSTANBUL (İGFA) -</strong> Yaz aylarında hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte besin zehirlenmesi riski de artıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl yaklaşık 866 milyon kişi, yani her 9 kişiden 1'i besin zehirlenmesi geçirirken, yaklaşık 1 milyon 520 bin kişi yaşamını yitiriyor. Vakalardan en fazla etkilenen grubu ise 5 yaş altındaki çocuklar oluşturuyor.</p> <p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yusuf Emre Uzun, besin zehirlenmelerinin bakteri, virüs, parazit veya bu mikroorganizmaların ürettiği toksinlerle kirlenmiş yiyecek ve içeceklerin tüketilmesi sonucu ortaya çıktığını belirterek, yaz mevsiminde artan sıcaklıkların mikroorganizmaların çoğalmasını hızlandırdığını söyledi. Gıdaların uygun koşullarda saklanmaması ile kirli su ve buz tüketiminin de riski artırdığına dikkat çeken Uzun, besin zehirlenmelerinin büyük ölçüde alınacak basit önlemlerle önlenebileceğini vurguladı.</p> <p>Dr. Uzun'a göre besin zehirlenmesinden korunmanın temelinde el hijyeni, güvenilir gıda tüketimi ve doğru saklama koşulları yer alıyor. Yemek hazırlamadan önce ve çiğ etle temas sonrasında ellerin en az 20 saniye sabunla yıkanması gerektiğini belirten Uzun, çiğ ve pişmiş gıdaların ayrı ekipmanlarla hazırlanmasının çapraz bulaşmayı önlediğini ifade etti.</p> <p>Et, tavuk ve balığın iç kısmı tamamen pişecek şekilde hazırlanması gerektiğini söyleyen Uzun, pişmiş yemeklerin yaz aylarında iki saatten fazla oda sıcaklığında bekletilmemesi, bozulabilir gıdaların ise alışverişin ardından vakit kaybetmeden buzdolabına kaldırılması gerektiğini kaydetti. Meyve ve sebzelerin bol suyla yıkanmasının önemine işaret eden Uzun, son kullanma tarihi geçmiş, ambalajı şişmiş veya görünümünde bozulma bulunan ürünlerin kesinlikle tüketilmemesi gerektiğini söyledi. Açıkta satılan özellikle sütlü tatlılar, et ve deniz ürünlerinin sıcak havalarda ciddi risk taşıdığına dikkat çeken Uzun, alışverişin güvenilir işletmelerden yapılmasını önerdi.</p> <p>Kirli su ve buzun da besin zehirlenmesine yol açabileceğini belirten Dr. Uzun, özellikle tatil bölgelerinde buzlu içecekler konusunda dikkatli olunmasını istedi. Dondurulmuş gıdaların oda sıcaklığında değil, buzdolabında veya mikrodalgada çözdürülmesi gerektiğini ifade eden Uzun, içme suyunun güvenilir kaynaklardan temin edilmesi ve tazeliğinden emin olunmayan deniz ürünlerinin tüketilmemesi gerektiğini de sözlerine ekledi.</p> <p>Uzmanlar, özellikle yaz aylarında hijyen kurallarına uyulması ve gıdaların uygun koşullarda muhafaza edilmesinin, besin zehirlenmelerini önlemede en etkili yöntemler arasında yer aldığını vurguluyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/yaz-aylarinda-besin-zehirlenmesi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 12:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/07/yaz-aylarinda-besin-zehirlenmesi-uyarisi.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="92088"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk Böbrek Vakfı: Her kaynak suyu şifalı değildir]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/turk-bobrek-vakfi-her-kaynak-suyu-sifali-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/turk-bobrek-vakfi-her-kaynak-suyu-sifali-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Böbrek Vakfı, analiz edilmemiş kaynak sularının bakteri ve ağır metal riski taşıyabileceğine dikkat çekti. Uzmanlar, 'Berrak görünen her su güvenli değildir. Kaynak suyu tüketmeden önce mikrobiyolojik ve mineral analizlerinin yapılmış olması gerekir' uyarısında bulundu.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Türk Böbrek Vakfı (TBV), toplumda 'şifalı su' olarak bilinen doğal kaynak sularının bilinçsiz tüketilmesinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu. Vakıf yetkilileri, temizliği ve mineral içeriği düzenli olarak analiz edilmeyen kaynak sularının güvenli kabul edilmemesi gerektiğini vurguladı.</p> <p><img class='' height='820' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/07/21/timur-erk-y-1784620181-903-x750.jpeg' width='750' /></p> <p>Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, doğal olduğu düşünülen her kaynak suyunun sağlıklı olmadığını belirterek, 'Temizliği ispatlanmamış her kaynak suyunu sağlıklı kabul etmek büyük bir hata olur. Bazı kaynak suları farklı bakteri türleri barındırabilir. Şifa ararken farkında olmadan başka sağlık sorunlarıyla karşılaşılabilir' dedi.</p> <p><img height='1124' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/07/21/doc-dr-nadir-alpay-1784620117-938-x750.jpeg' width='750' /></p> <p>TBV Danışma Meclisi Üyesi ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay ise görünmeyen tehlikelere dikkat çekerek, bazı bölgelerdeki madencilik faaliyetleri nedeniyle arsenik gibi ağır metallerin yer altı sularına karışabileceğini söyledi. Alpay, yalnızca mikrobiyolojik incelemelerin değil, ağır metal analizlerinin de mutlaka yapılması gerektiğini belirtti. Böbrek taşlarına iyi geldiği düşünülen bikarbonatlı suların da her hasta için uygun olmadığını ifade eden Alpay, bu suların yalnızca bazı taş türlerinde fayda sağlayabileceğini, en yaygın görülen kalsiyum oksalat taşlarında ise aynı etkinin görülmediğini kaydetti. Yüksek kalsiyum içeren sert suların da her zaman avantaj sağlamadığını vurguladı.</p> <p><img height='1012' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/07/21/tbv-diyetisyeni-gokcen-efe-aydin-1784620128-930-x750.jpeg' width='750' /></p> <p>Türk Böbrek Vakfı Diyetisyeni Gökçen Efe Aydın da her kaynak suyunun mineral yapısının farklı olduğuna dikkat çekerek, 'Şifalı' olarak bilinen iki farklı kaynak suyunun bile sağlık üzerindeki etkisinin tamamen farklı olabileceğini söyledi. Aydın, suların geçtiği kayaçların jeolojik yapısına bağlı olarak sodyum, kalsiyum, magnezyum, potasyum ve bikarbonat gibi mineralleri farklı oranlarda içerdiğini belirtti. Aydın ayrıca, bir suyun berrak görünmesinin ya da yıllardır aynı kaynaktan tüketiliyor olmasının güvenli olduğu anlamına gelmediğini ifade ederek, kaynak sularında düzenli bakteri ve mineral analizlerinin yapılmasının hayati önem taşıdığını dile getirdi.</p> <p>Kronik böbrek hastaları, diyaliz hastaları ve yüksek tansiyonu bulunan kişilerin su seçiminde daha dikkatli olması gerektiğini belirten Aydın, yüksek sodyum veya potasyum içeren suların bu gruplar için risk oluşturabileceğini söyledi.</p> <p>Uzmanlar, böbrek sağlığını korumanın en etkili yolunun 'mucizevi' olarak tanıtılan suları tüketmek değil, gün boyunca yeterli miktarda temiz, güvenilir ve kişiye uygun su içmek olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Ayrıca günlük sıvı ihtiyacının yaş, iklim, fiziksel aktivite ve mevcut hastalıklara göre değiştiği, özellikle kronik hastalığı bulunan bireylerin su tüketimini hekim ve diyetisyen önerileri doğrultusunda planlaması gerektiği ifade edildi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/turk-bobrek-vakfi-her-kaynak-suyu-sifali-degildir</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/07/turk-bobrek-vakfi-her-kaynak-suyu-sifali-degildir.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="62321"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[GLP-1 ilaçları pankreas kanseri riskini azaltabilir... Uzmandan 'umut verici ama erken' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/glp-1-ilaclari-pankreas-kanseri-riskini-azaltabilir-uzmandan-umut-verici-ama-erken-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/glp-1-ilaclari-pankreas-kanseri-riskini-azaltabilir-uzmandan-umut-verici-ama-erken-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ASCO GI 2026'da sunulan yaklaşık 95 bin kronik pankreatit hastasını kapsayan araştırmada, GLP-1 kullanan bireylerde pankreas kanseri gelişme riskinin yaklaşık yüzde 50 daha düşük olduğu bildirildi. Uzmanlar ise bulguların umut verici olmakla birlikte, henüz tedavi uygulamalarını değiştirecek düzeyde olmadığını vurguluyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, ASCO GI 2026 Kongresi'nde paylaşılan yeni araştırma sonuçlarının, GLP-1 grubu ilaçların pankreas kanseri riskini azaltabileceğine işaret ettiğini söyledi.</p> <p>Yaklaşık 95 bin kronik pankreatit hastasının değerlendirildiği çalışmada, GLP-1 kullanan bireylerde pankreas kanseri gelişme riskinin kullanmayanlara göre yaklaşık yüzde 50 daha düşük bulunduğunu belirten Yıldırım, pankreas kanserinin halen en ölümcül kanser türlerinden biri olduğunu hatırlattı.</p> <p>Ancak araştırmanın retrospektif, yani geçmiş hasta kayıtlarının incelendiği gözlemsel bir çalışma olduğunun altını çizen Yıldırım, 'Bu nedenle GLP-1 ilaçlarının pankreas kanserini doğrudan önlediğini söylemek için henüz erken. Bulgular umut verici olsa da klinik uygulamayı değiştirecek düzeyde değil' dedi.</p> <p><strong>RİSK YÜKSEK OLAN HASTALARDA DİKKAT ÇEKİCİ SONUÇ</strong></p> <p>Prof. Dr. Yıldırım, kronik pankreatit ve tip 2 diyabet hastalarının pankreas kanseri açısından yüksek risk grubunda yer aldığını belirterek, araştırmada risk azalmasının özellikle bu gruplarda görülmesinin önemli bir bulgu olduğunu ifade etti. Kronik pankreatitte uzun süreli iltihaplanmanın, tip 2 diyabette ise insülin direnci ve kronik inflamasyonun kanser gelişimine zemin hazırlayabildiğini dile getiren Yıldırım, GLP-1 ilaçlarının bu süreçleri olumlu yönde etkileyebileceğinin değerlendirildiğini söyledi.</p> <p><strong>OBEZİTE VE İNFLAMASYON ETKİSİ ARAŞTIRILIYOR</strong></p> <p>GLP-1 ilaçlarının olası koruyucu etkisinin henüz kesinleşmediğini belirten Yıldırım, araştırmacıların özellikle obezitenin azaltılması, insülin direncinin düzeltilmesi ve kronik inflamasyonun baskılanması üzerinde durduğunu kaydetti. Özellikle kronik inflamasyonun azaltılmasının pankreas kanseri riskinde rol oynayabileceği değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>ASCO 2026 Kongresi'nde sunulan diğer analizlerde de GLP-1 agonistlerinin yalnızca pankreas kanseri değil, obeziteyle ilişkili bazı kanser türlerinde metastatik hastalığın ilerlemesini yavaşlatabileceğine ilişkin ön bulguların paylaşıldığını aktaran Yıldırım, bu ilaçların artık sadece diyabet ve obezite tedavisinde değil, kanser biyolojisi açısından da yakından incelendiğini söyledi.</p> <p>Mevcut kanıtların büyük bölümünün gözlemsel çalışmalardan elde edildiğini hatırlatan Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, farklı ülkelerde yapılacak uzun süreli, prospektif ve randomize kontrollü çalışmaların sonuçlarının beklenmesi gerektiğini vurguladı. Bugün için pankreas kanserinden korunmanın en etkili yolunun sigarayı bırakmak, sağlıklı kiloyu korumak, diyabeti kontrol altında tutmak ve kronik pankreatit gibi hastalıkların düzenli takibini yaptırmak olduğunu belirten Yıldırım, ailesinde pankreas kanseri öyküsü bulunan veya genetik risk taşıyan kişilerin de uzman merkezlerde değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.</p> <p>Yıldırım, 'GLP-1 ilaçları bugün için pankreas kanserinden korunma amacıyla kullanılmamalı. Ancak ilk kez, yaygın kullanılan metabolik bir tedavinin bu ölümcül kanser türünde koruyucu rol oynayabileceğine dair güçlü bilimsel sinyaller görüyoruz' ifadelerini kullandı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/glp-1-ilaclari-pankreas-kanseri-riskini-azaltabilir-uzmandan-umut-verici-ama-erken-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/07/glp-1-ilaclari-pankreas-kanseri-riskini-azaltabilir-uzmandan-umut-verici-ama-erken-uyarisi.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="14615"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Abur Cubur Günü'nde hurma uyarısı... Doğal enerji kaynağı ama ölçülü tüketilmeli!]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/abur-cubur-gununde-hurma-uyarisi-dogal-enerji-kaynagi-ama-olculu-tuketilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/abur-cubur-gununde-hurma-uyarisi-dogal-enerji-kaynagi-ama-olculu-tuketilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>21 Temmuz Abur Cubur Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Muhsin Konuk, son yıllarda tüketicilerin ultra işlenmiş atıştırmalıklar yerine hurmayı tercih etmeye başladığını belirtti.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) -</strong> Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Moleküler Biyoloji ve Genetik (İngilizce) Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhsin Konuk, 21 Temmuz Abur Cubur Günü dolayısıyla sağlıklı atıştırmalık alternatifleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.</p> <p>Tüketicilerin son dönemde ultra işlenmiş ürünler yerine hurma gibi doğal besinlere yöneldiğini belirten Prof. Dr. Konuk, hurmanın lif, vitamin ve mineral açısından zengin, temiz içerikli bir enerji kaynağı olduğunu söyledi. Konuk, 'Hurma; kan şekerini aniden yükseltmeden doğal ve uzun süreli enerji sağlaması, lif açısından zengin olması ve yapay katkı maddeleri içermemesi nedeniyle sağlıklı bir alternatif olarak öne çıkıyor' ifadelerini kullandı.</p> <p><strong>'HURMA DEĞERLİ BİR BESİN ANCAK MUCİZEVİ BİR GIDA DEĞİL'</strong></p> <p>Hurmanın son yıllarda 'süper gıda' olarak anıldığını ancak bu kavramın doğru değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Konuk, hurmanın yüksek besin değerine rağmen tek başına mucizevi bir çözüm olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.</p> <p><img height='500' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/07/19/1784301299-prof-dr-muhsin-konuk-002-1784459150-989-x750.jpeg' width='750' /></p> <p>Hurmanın yüksek diyet lifi sayesinde sindirim sistemini desteklediğini ve uzun süre tokluk hissi sağladığını belirten Konuk, içerdiği potasyum, magnezyum, demir, kalsiyum, fosfor ve çeşitli vitaminlerin de vücut sağlığı açısından önemli katkılar sunduğunu kaydetti.</p> <p><strong>RAFİNE ŞEKERE ALTERNATİF OLABİLİR</strong></p> <p>Hurma ve hurma ürünlerinin beyaz şekere alternatif olarak kullanılabileceğini söyleyen Prof. Dr. Konuk, doğal şeker içeriği nedeniyle porsiyon kontrolünün önemine dikkat çekti.</p> <p>Konuk, yaklaşık üç orta boy hurmanın bir porsiyon olarak değerlendirilebileceğini belirterek, kan şekerindeki ani yükselmeleri önlemek için hurmanın ceviz, badem, süt veya yoğurt gibi protein ve sağlıklı yağ kaynaklarıyla birlikte tüketilmesini önerdi.</p> <p><strong>SPORCULAR İÇİN DOĞAL ENERJİ DESTEĞİ</strong></p> <p>Hurmanın spor yapan bireyler için de önemli bir enerji kaynağı olduğunu ifade eden Konuk, içerdiği doğal şeker, potasyum ve magnezyum sayesinde egzersiz öncesi enerji desteği sağlayabileceğini belirtti.</p> <p>Antrenmandan 30-45 dakika önce tüketilen bir porsiyon hurmanın performansa katkı sağlayabileceğini aktaran Konuk, hurmanın sağlıklı yağ ve protein kaynaklarıyla birlikte tüketildiğinde dengeli bir ara öğüne dönüşebileceğini söyledi.</p> <p>Doğal ve lif bakımından zengin besinlerin ağırlıkta olduğu beslenme modelinin kronik hastalıkların önlenmesine katkı sağlayabileceğini belirten Prof. Dr. Konuk, hurmanın antioksidan içeriğiyle vücudu serbest radikallere karşı korumaya yardımcı olduğunu ifade etti. Konuk, hurmanın bağırsak sağlığını desteklediğini, tokluk hissini artırdığını ve sağlıksız atıştırmalık tüketiminin azalmasına katkı sağlayabileceğini dile getirdi.</p> <p><strong>GEBELİĞİN SON DÖNEMLERİNDE HURMA TÜKETİMİNE DİKKAT ÇEKTİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Hurmanın gebeliğin son dönemlerinde de araştırmalara konu olduğunu belirten Prof. Dr. Konuk, bazı bilimsel çalışmaların hurma tüketiminin doğum sürecini destekleyebileceğine işaret ettiğini söyledi. Konuk, gebeliğin son haftalarında hurma tüketiminin rahim ağzının olgunlaşması ve doğum sürecinin desteklenmesi açısından olumlu etkiler gösterebileceğine dair bulgular bulunduğunu aktardı.</p> <p>Hurmanın kutsal metinlerde de yer aldığına dikkat çeken Konuk, Meryem Suresi'nde Hz. Meryem'e doğum sırasında hurma yemesinin tavsiye edildiğini hatırlattı. Prof. Dr. Muhsin Konuk, sağlıklı beslenmede temel yaklaşımın çeşitlilik ve denge olduğunu vurgulayarak, hurmanın dengeli bir beslenme planı içinde değerli bir doğal besin olarak yer alabileceğini ifade etti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/abur-cubur-gununde-hurma-uyarisi-dogal-enerji-kaynagi-ama-olculu-tuketilmeli</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 16:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/07/abur-cubur-gununde-hurma-uyarisi-dogal-enerji-kaynagi-ama-olculu-tuketilmeli.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="84337"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir'de hayat kurtaran merkez]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/izmirde-hayat-kurtaran-merkez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/izmirde-hayat-kurtaran-merkez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İlkyardım Eğitim Merkezi, yaşam kurtaran bilgilerle halkı bilinçlendirmeyi sürdürüyor. Sağlık Bakanlığı onaylı teorik ve uygulamalı eğitimlerde ilkyardım becerileri kazanan katılımcılar, acil durumlara doğru müdahale etmeyi öğreniyor.</p><p><strong>İZMİR (İGFA) - </strong>Kritik bir anda doğru müdahale etmek, saniyelerle ölçülen bir fark yaratabiliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi İlkyardım Eğitim Merkezi de bu bilinçle binlerce kişiye ulaşarak ilkyardım eğitimleri veriyor.</p> <p>Sağlık Bakanlığı yönetmeliğine uygun olarak yürütülen teorik ve uygulamalı eğitimlerde katılımcılar, olası acil durumlarda hayat kurtarabilecek bilgi ve beceriler kazanıyor. Merkezde eğitim alan kursiyerlerden bazıları daha sonra eğitmen olarak görev alırken, eğitim sayesinde gerçek hayatta acil durumlara müdahale eden ve hayatlara dokunan çok sayıda ilkyardımcı da yetişiyor. Merkez; belediye iştirakleri, diğer kamu kurum ve kuruluşları, özel firma personeli ve bireysel başvuru yapan kişilere hayat kurtaran eğitimler veriyor. İzmir İl Sağlık Müdürlüğü denetimiyle yürütülen yetki belgeli eğitimler; 16 saatlik ilkyardım eğitimi, 8 saatlik ilkyardım güncelleme eğitimi ve ücretsiz 4 saatlik afetlerde ilkyardım eğitimi ile 2 saatlik temel yaşam desteği eğitimlerini kapsıyor. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><strong>BİLGİLENDİRME ÇALIŞMALARI 20 BİN KİŞİYE ULAŞTI</strong></p> <p>Merkezin mesul müdürü Çağatay Delen, 'Eğitime katılan kişiler, ilkyardım konularını teorik ve uygulamalı olarak öğrenir. Ardından Sağlık Bakanlığı'nın sınavına girer. Sınavda başarılı olanlar, ilkyardımcı sertifikasına sahip olarak müdahale etme yetkisi kazanır. Merkezimizde, hepsi sağlık personeli olan beş eğitmenimizle birlikte başta kendi personelimiz olmak üzere şirketler, sivil toplum kuruluşları, federasyonlarla yapılan protokoller çerçevesinde eğitimler veriyoruz. Merkezimizde bugüne kadar 4 bin 600'ü aşkın kişiye ilkyardım eğitimi verildi. Bilgilendirme çalışmalarımızda ulaştığımız kişi sayısı ise 20 bin kişi oldu. Eğitim almak isteyen yurttaşlar da bizimle Hemşehri İletişim Merkezi (HİM) üzerinden iletişime geçerek talep oluşturabiliyor' bilgisini verdi.</p> <p> <img class='' height='499' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/07/19/19-07-2026-a54f0b75-3967-41e0-91e9-b6a47d78244f-1784451012-764-x750.jpeg' width='750' /></p> <p>'İlkyardımın önemi, aslında hayatın önemi demek' diyen Çağatay Delen, ilkyardım belgesine sahip kişilerin, olası bir durumda en erken müdahale edebilecek grupta yer aldığını söyledi. Delen, 'İlkyardım eğitimi alanların algıda seçiciliği arttığı için çok daha fazla olaya müdahil olmaya başlıyorlar. En çok da solunum yolu tıkanmalarına bağlı müdahaleler ve yaşlılıkta ortaya çıkan şeker düşmesi gibi bazı sağlık sorunlarındaki ilk müdahalelerle çok sık karşılaşılıyor. Kalp durması ve solunum durmasında yapılan kalp masajı ve suni solunum müdahalelerini yapan kursiyerlerimizden duygusal mektuplar ve e-postalar alıyoruz. İlkyardım herkese bir gün lazım olacak ve hayat kurtarmak için hepimiz ilkyardım öğrenmeliyiz' dedi. </p> <p><img height='499' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/07/19/19-07-2026-4b35692e-d865-4198-ae1c-05d1948e87a7-1784451004-551-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>ÖNCE EĞİTİM ALDI, SONRA EĞİTMEN OLDU</strong></p> <p>İlkyardım Merkezi'nde eğitim aldıktan sonra eğitmen olan Berfin Esen Şirinli, 'Ben iş güvenliği kapsamında ilkyardım eğitimine gönüllü olarak katılmıştım. Birkaç ay sonra eğitmen belgemi aldım ve eğitmen olarak merkezde göreve başladım. Hayatın her yerinde insanların ilkyardıma ihtiyacı olabiliyor. Sokakta aktif olarak insanların hayatına dokunmayı tercih ettim. Öğrenmek kadar öğretmek de çok kıymetli. Bu yüzden eğitmenlik yapmak da benim için çok keyifli. Eğitim aldıktan sonra alerjik reaksiyon geçiren ve ayrıca düşmeye bağlı kafa travması geçiren yurttaşlara müdahale ettim. İlkyardım eğitimi aldıktan sonra farkındalık artıyor, algıda seçicilik oluyor. Müdahaleyi bilerek yapmak, o kişinin daha sonraki tedavi sürecine yardımcı olmak demek. Herkesin bu belgeyi alması gerekiyor' diye konuştu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/izmirde-hayat-kurtaran-merkez</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 12:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/07/izmirde-hayat-kurtaran-merkez.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="36590"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Dijital Obezite' uyarısı! Fazla içerik tüketimi beyni yoruyor]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/dijital-obezite-uyarisi-fazla-icerik-tuketimi-beyni-yoruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/dijital-obezite-uyarisi-fazla-icerik-tuketimi-beyni-yoruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akıllı telefonlar, sosyal medya platformları ve kısa video içerikleri günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelirken uzmanlar 'dijital obezite' konusunda uyarıyor. İhtiyaçtan fazla dijital içerik tüketimi zamanla dikkat, hafıza ve ödül sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturuyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Üyesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Nöropazarlama Yüksek Lisans Programı Dr. Öğr. Üyesi Özgün Arda Kuş, son yıllarda giderek yaygınlaşan 'dijital obezite' kavramına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p> <p>Dijital obeziteyi, kişinin ihtiyaç duyduğundan çok daha fazla dijital içerik tüketmesi ve bunun günlük yaşamını olumsuz etkilemeye başlaması olarak tanımlayan Kuş, sosyal medya akışında uzun süre vakit geçirilmesi, kısa videolar arasında zamanın fark edilmeden harcanması ve gereksiz bilgi tüketiminin bu durumun en yaygın örnekleri olduğunu söyledi.</p> <p><strong>'HER DİJİTAL OBEZİTE BAĞIMLILIK DEĞİLDİR'</strong></p> <p>Dijital obezite ile dijital bağımlılığın aynı kavramlar olmadığını vurgulayan Kuş, dijital bağımlılıkta kişinin ekran kullanımını kontrol edemediğini ve dijital ortamdan uzak kaldığında kaygı yaşadığını belirtti. Ancak dijital obezitenin de uzun vadede dikkat dağınıklığı, zihinsel yorgunluk, verim kaybı ve sosyal hayattan uzaklaşma gibi sorunlara yol açabileceğini ifade etti.</p> <p><strong>'ÇOK ŞEY GÖRÜYORUZ AMA AZINI HATIRLIYORUZ'</strong></p> <p>Sürekli dijital içerik tüketiminin beynin dikkat, hafıza ve ödül sistemini etkilediğini dile getiren Kuş, özellikle kısa video içeriklerinin odaklanma süresini azalttığını söyledi. Yoğun bilgi akışının hafızayı da olumsuz etkilediğini belirten Kuş, insanların çok fazla içerik görmelerine rağmen bunların çok azını hatırlayabildiğine dikkat çekti.</p> <p><img height='500' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/07/17/1784278968-zg-n-arda-ku-1-002-1784292694-180-x750.jpeg' width='750' /></p> <p>Dijital obezitenin en yaygın belirtileri arasında sürekli telefonu kontrol etme ihtiyacı, ekran başında planlanandan daha fazla zaman geçirme, uyku düzensizliği ve gerçek yaşam aktivitelerinden uzaklaşmanın yer aldığını kaydeden Kuş, çocuklar, ergenler ve genç yetişkinlerin bu konuda daha büyük risk altında olduğunu söyledi. Dijital tüketimin dengelenebilmesi için ekran süresinin takip edilmesi gerektiğini belirten Kuş, bildirimlerin azaltılması, belirli saatlerin 'ekransız zaman' olarak planlanması ve sosyal medyanın bilinçli kullanılması gerektiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Ailelere de önemli görevler düştüğünü vurgulayan Kuş, çocukların söylenenden çok gördüklerini örnek aldığını belirterek, ebeveynlerin ekran kullanımı konusunda rol model olması gerektiğini söyledi. Çocukların spor, sanat ve sosyal etkinliklere yönlendirilmesinin dijital yaşam ile gerçek yaşam arasında sağlıklı denge kurulmasına katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/dijital-obezite-uyarisi-fazla-icerik-tuketimi-beyni-yoruyor</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 15:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/07/dijital-obezite-uyarisi-fazla-icerik-tuketimi-beyni-yoruyor.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="98191"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama iğnelerinin bilimsel gerçekleri... Mucize değil, ciddi bir tıbbi tedavidir]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/zayiflama-ignelerinin-bilimsel-gercekleri-mucize-degil-ciddi-bir-tibbi-tedavidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/zayiflama-ignelerinin-bilimsel-gercekleri-mucize-degil-ciddi-bir-tibbi-tedavidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, son dönemde yaygınlaşan zayıflama iğnelerinin yalnızca hekim kontrolünde kullanılması gerektiğini belirterek, 'Komşum kullandı, ben de kullanayım anlayışı ciddi sağlık risklerine yol açabilir.' uyarısında bulundu.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Son yıllarda obezite tedavisinde sıkça kullanılan zayıflama iğneleri, sosyal medyanın da etkisiyle giderek daha fazla ilgi görüyor. Ancak uzmanlar, bu ilaçların bilinçsiz kullanımının ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceği konusunda uyarıyor.</p> <p>İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, zayıflama iğnelerinin obezite tedavisinde önemli bir seçenek olduğunu ancak bir 'mucize çözüm' olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.</p> <p>Poliklinikte en sık karşılaştığı sorulardan birinin 'Hocam, ben de zayıflama iğnesine başlayabilir miyim?' olduğunu belirten Medetalibeyoğlu, bu tedavinin yalnızca uygun hastalarda, hekim gözetiminde uygulanması gerektiğini vurguladı.</p> <p><strong>'KOZMETİK AMAÇLI KULLANILMAMALI'</strong></p> <p>Doç. Dr. Medetalibeyoğlu, zayıflama iğnelerinin düğün öncesi birkaç kilo vermek isteyen sağlıklı bireyler için geliştirilmediğini belirterek, bu ilaçların Dünya Sağlık Örgütü'nün kronik hastalık olarak tanımladığı obezitenin tedavisinde kullanıldığını ifade etti.</p> <p>Uzman isim, ilaçların yalnızca kilo vermeyi sağlamadığını, aynı zamanda kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, uyku apnesi, karaciğer yağlanması ve eklem rahatsızlıkları gibi obeziteye bağlı sağlık sorunlarının riskini de önemli ölçüde azaltabildiğini söyledi. İlaçların midenin boşalmasını yavaşlattığını ve beyindeki iştah merkezine tokluk sinyali gönderdiğini belirten Medetalibeyoğlu, bu sayede porsiyon kontrolünün daha kolay sağlandığını ifade etti.</p> <p><img height='642' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/07/17/1784184329-alpay-medetalibeyo-lu-1784257968-388-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANIYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Obezitenin kronik bir hastalık olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, tedavi süresinin hastanın durumuna göre aylar hatta yıllar sürebileceğini belirterek, dozun düşük seviyeden başlanıp kademeli olarak artırılması gerektiğini söyledi.</p> <p>İlaç kullanımı sırasında kalıcı beslenme alışkanlıkları kazanılmadığı takdirde verilen kiloların geri alınma riskinin yüksek olduğunu vurgulayan Medetalibeyoğlu, 'Bu tedavi, yeni bir yaşam tarzı oluşturmanız için fırsat sunuyor.' dedi.</p> <p>Tedavinin en sık görülen yan etkilerinin bulantı, kusma, ishal, kabızlık ve mide krampları gibi sindirim sistemi şikayetleri olduğunu belirten uzman, bu etkilerin çoğunlukla tedavinin ilk dönemlerinde veya doz artırımı sırasında ortaya çıktığını ve zamanla azaldığını kaydetti.</p> <p><strong>'KULAKTAN DOLMA BİLGİLERLE KULLANILMAMALI'</strong></p> <p>Pankreatit öyküsü bulunanlar, safra kesesi taşı olanlar veya ailesinde medüller tiroid kanseri öyküsü bulunan kişilerde bu ilaçların risk oluşturabileceğini belirten Medetalibeyoğlu, sosyal medya ya da çevre tavsiyesiyle tedaviye başlanmaması gerektiğini söyledi. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çeken Medetalibeyoğlu, zayıflama iğnelerinin mutlaka uzman hekim kontrolünde, düzenli takiplerle kullanılması gerektiğini vurguladı. 'Başarının anahtarı yalnızca ilaçta değil, hastanın tedaviye uyumunda ve yaşam tarzı değişikliğinde yatıyor.' ifadelerini kullandı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/zayiflama-ignelerinin-bilimsel-gercekleri-mucize-degil-ciddi-bir-tibbi-tedavidir</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 09:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/07/zayiflama-ignelerinin-bilimsel-gercekleri-mucize-degil-ciddi-bir-tibbi-tedavidir.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="46523"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan otizm uyarısı: Eğitim yaşam kalitesini belirliyor]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/uzmandan-otizm-uyarisi-egitim-yasam-kalitesini-belirliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/uzmandan-otizm-uyarisi-egitim-yasam-kalitesini-belirliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, Otizm Spektrum Bozukluğu'nda erken tanı ve bilimsel temelli eğitimin büyük önem taşıdğunu belirterek, ailelerin ilk belirtileri fark ettiklerinde vakit kaybetmeden uzmana başvurmaları gerektiğini söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, Otizm Spektrum Bozukluğu'nun (OSB) nedenleri, erken belirtileri ve tedavi sürecine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Otizmin sosyal iletişim becerilerinde farklılıklar ile sınırlı ilgi alanları ve tekrarlayıcı davranışlarla karakterize nörogelişimsel bir durum olduğunu belirten Luş, belirtilerin her bireyde farklı düzeylerde görülebileceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Bilimsel çalışmaların otizmin ortaya çıkmasında en önemli etkenin genetik yatkınlık olduğunu gösterdiğini vurgulayan Luş, ileri anne ve baba yaşının da risk faktörleri arasında değerlendirildiğini söyledi. Aşıların veya ebeveyn ilgisizliğinin otizme neden olduğuna ilişkin iddiaların ise bilimsel olarak geçerliliğinin bulunmadığını kaydetti.</p> <p><strong>İLK BELİRTİLER BEBEKLİK DÖNEMİNDE GÖRÜLEBİLİYOR</strong></p> <p>Otizmin ilk belirtilerinin çoğunlukla yaşamın ilk yıllarında ortaya çıktığını belirten Luş, isme tepki vermeme, göz teması kurmama, gülümsemeye karşılık vermeme, bakım verenle iletişim kurmakta isteksizlik ve 'ce-ee' gibi karşılıklı oyunlara ilgi göstermemenin önemli uyarı işaretleri arasında yer aldığını söyledi.</p> <p>Dil gelişimindeki gecikmelerin de dikkatle takip edilmesi gerektiğini ifade eden Luş, bir yaş civarında anlamlı sözcüklerin başlamaması ve iki yaşında iki kelimelik cümlelerin kurulamamasının uzman değerlendirmesi gerektirdiğini belirtti.</p> <p>Otizm ile zekâ arasında doğrudan bir ilişki bulunmadığını vurgulayan Luş, otizmli bireylerin bilişsel özelliklerinin farklılık gösterebildiğini ifade etti. Bazı bireylerin üstün bilişsel becerilere sahip olabileceğini, bazılarında ise zihinsel gelişim geriliğinin tabloya eşlik edebileceğini belirten Luş, her bireyin ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p> <p><strong>TANI KLİNİK DEĞERLENDİRMEYLE KONULUYOR</strong></p> <p>Genetik testlerin bazı durumlarda uygulanabildiğini ancak tek başına otizm tanısı koydurmadığını dile getiren Luş, otizmin Down sendromunda olduğu gibi belirli bir gen üzerinden teşhis edilen bir hastalık olmadığını, tanının çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanlarının ayrıntılı klinik değerlendirmesiyle konulduğunu ifade etti.</p> <p>Bilimsel olarak etkinliği kanıtlanan temel yaklaşım eğitim</p> <p>Otizm tedavisinde bilimsel etkinliği kanıtlanmış en önemli yöntemin eğitim olduğunu belirten Luş, erken tanı alan ve bireysel ihtiyaçlarına uygun, düzenli eğitim programlarına katılan çocukların sosyal iletişim ve bağımsız yaşam becerilerinde önemli gelişmeler gösterebildiğini söyledi.</p> <p>Otizm şüphesi oluştuğunda ailelerin vakit kaybetmeden uzman desteği alması gerektiğini vurgulayan Luş, doğru tanı, bireyselleştirilmiş eğitim programı ve aileye yönelik rehberlik hizmetlerinin sürecin en önemli basamakları olduğunu belirtti. Erken tanının hem tedavi başarısını hem de bireyin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığına dikkat çekti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/uzmandan-otizm-uyarisi-egitim-yasam-kalitesini-belirliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/07/uzmandan-otizm-uyarisi-egitim-yasam-kalitesini-belirliyor.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="55308"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan hepatit uyarısı... Sessiz ilerleyebiliyor, erken tanı hayat kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.buhaberde.com/uzmanlardan-hepatit-uyarisi-sessiz-ilerleyebiliyor-erken-tani-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.buhaberde.com/uzmanlardan-hepatit-uyarisi-sessiz-ilerleyebiliyor-erken-tani-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>28 Temmuz Dünya Hepatit Günü kapsamında uzmanlar, hepatitin yıllarca belirti vermeden ilerleyebileceğine dikkat çekti. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgür Çağraş, özellikle Hepatit B ve C'nin kronikleşme riski taşıdığını belirterek, aşılama, düzenli tarama ve erken tanının önemini vurguladı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Karaciğer sağlığını tehdit eden önemli hastalıklardan biri olan hepatit, dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkiliyor.</p> <p>28 Temmuz Dünya Hepatit Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan uzmanlarından İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgür Çağraş, hastalığın çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğini ve erken tanının ciddi komplikasyonların önlenmesinde büyük önem taşıdığını söyledi. Hepatitin en sık nedeninin virüsler olduğunu belirten Dr. Çağraş, bazı ilaçlar, aşırı alkol tüketimi, toksik maddeler ve otoimmün hastalıkların da karaciğerde iltihaba yol açabileceğini ifade etti. Karaciğerin besinlerin işlenmesi, zararlı maddelerin temizlenmesi, enerji depolanması ve hayati proteinlerin üretimi gibi kritik görevleri bulunduğunu hatırlatan Çağraş, karaciğerde oluşan iltihabın tüm vücudu etkileyebileceğini kaydetti.</p> <p><strong>HEPATİT B VE C KRONİKLEŞME RİSKİ TAŞIYOR</strong></p> <p>Hepatit türleri arasındaki farklara dikkat çeken Dr. Çağraş, Hepatit A'nın genellikle kirli su ve gıdalar yoluyla bulaştığını, çoğunlukla tamamen iyileştiğini ve kronikleşmediğini belirtti. Hepatit B'nin kan, cinsel temas ve doğum sırasında anneden bebeğe bulaşabildiğini aktaran Çağraş, bu türün uzun yıllar fark edilmeden ilerleyerek siroz ve karaciğer kanserine neden olabileceğini söyledi. Hepatit C'nin ise çoğunlukla kan yoluyla bulaştığını ve günümüzde geliştirilen tedavilerle büyük oranda tamamen iyileştirilebildiğini ifade etti.</p> <p><strong>AŞI VE HİJYEN KORUNMADA BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Hepatit A ve Hepatit B'ye karşı aşının en etkili korunma yöntemlerinden biri olduğunu vurgulayan Dr. Çağraş, kişisel hijyen kurallarına dikkat edilmesi, steril olmayan tıbbi ve kozmetik işlemlerden kaçınılması, kişisel eşyaların paylaşılmaması ve güvenilir sağlık kuruluşlarının tercih edilmesi gerektiğini belirtti.</p> <p>Risk grubunda bulunan sağlık çalışanları, diyaliz hastaları ve sık kan ürünü alan kişilerin düzenli takip edilmesinin önemine de dikkat çekildi.</p> <p>Hepatitin bazen hiçbir belirti göstermeden ilerleyebileceğini söyleyen Dr. Çağraş, halsizlik, iştahsızlık, bulantı, karın sağ üst bölümünde ağrı, ateş, kas ve eklem ağrıları, ciltte ve göz aklarında sararma, koyu renkli idrar ve açık renkli dışkının sık görülen belirtiler arasında yer aldığını belirtti. Uzmanlar, özellikle sarılık, koyu renkli idrar veya uzun süren halsizlik şikâyetleri bulunan kişilerin vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini ifade ediyor.</p> <p><strong>DÜNYADA 300 MİLYONDAN FAZLA KİŞİ KRONİK HEPATİTLE YAŞIYOR</strong></p> <p>Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada yaklaşık 254 milyon kişinin kronik Hepatit B, yaklaşık 50 milyon kişinin ise kronik Hepatit C enfeksiyonuyla yaşadığını belirten Dr. Çağraş, viral hepatitlerin her yıl yaklaşık 1,3 milyon kişinin siroz ve karaciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybetmesine neden olduğunu söyledi.</p> <p>Türkiye'de çocukluk çağı Hepatit B aşılama programları sayesinde hastalık görülme sıklığında önemli azalma sağlandığını belirten Çağraş, erişkinlerde kronik Hepatit B taşıyıcılığının halen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu ifade etti. Uzmanlar, viral hepatitlerle mücadelede erken tanı, aşılama ve düzenli sağlık kontrollerinin en önemli adımlar olduğunu vurgularken, risk grubundaki kişilerin Hepatit B ve Hepatit C taramalarını yaptırmaları çağrısında bulundu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.buhaberde.com/uzmanlardan-hepatit-uyarisi-sessiz-ilerleyebiliyor-erken-tani-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 12:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://buhaberdecom.teimg.com/buhaberde-com/uploads/2026/07/uzmanlardan-hepatit-uyarisi-sessiz-ilerleyebiliyor-erken-tani-hayat-kurtariyor.webp?aspect_ratio=1280:720&amp;width=1280" type="image/jpeg" length="83093"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
